4. YILDIZLAR
"Kubbesini sert gögün, gezegenler delmisler,
"Soguklar ögün ögün, Yeryüzüne gelmisler!..."
Yakut Türklerinin Efsanesi
Yildiz bilgisi, "Zaman" ve "Yön"ler için önemli idi:
Yildizlar Türk kavimlerinde daima önemli bir rol oynamislardi. Eskiden beri dünyanin taninmis at yetistirenleri ve savasçilari olan Türkler, yildizlardan bir yandan günlük hayatlarinda istifade ederlerken, diger yandan da onlar için efsaneler düzmüs ve siirler yazmislardi. Iyi bir yildiz bilgisi, atçi ve harpçi bir kavim için, hayati bir önem tasirdi. Akinlar kervanlarin ve sürülerin yola çikisi, meraya gidis, yatis ve kalkis, hep yildizlara göre yapilirdi. Daha düne kadar Anadolu'daki durum da böyle idi. Bilhassa yaz aylarinda, safakla birlikte sehirdeki pazarda bulunmak isteyen birçok köylülerimizin, yola çikis saatlerini, Ülker yildizinin durumuna göre ayarladiklarini yakindan biliyoruz. Bu sebeple, Yildiz bilgisi, Türkler arasinda baslica iki bakimdan önemli sayilmisti.
1. Vakti ögrenme bakimindan, yildiz bilgisi çok faydali idi. Özellikle, yeni bir hayatin baslayacagi sabaha yakin saatlerde, bu konuda saglam bir bilgiye sahip olma, Türk toplumuna büyük faydalar sagliyordu.
2. Yildiz bilgisi ile yönleri ve yolu bulma, atli ve savasçi kavimler için, ihmal edilemez bir bilgi idi.
Gerek vakti ve gerekse yolu bulmak için, iyi kullanilan böyle bilgiler, bir topluma birçok faydalar sagliyorlardi. Yine ayni bilgiler, o toplumun gözlerini ve dikkatlerini de göge çeviriyorlardi. Bu ilgi, toplumda bir yandan saglam ve sasmaz yildiz bilgisi meydana getirirken; diger yandan da gögün ve Tanrinin, bu degismez düzeni için, insanlarda hayranlik uyandirmaktan geri kalmiyordu.
Eski Türk dini, gerçekçi bir "Gök dini" idi:
Efsaneler, birer sembol ile ifade edilmis, his ve inanislarin, aynalarindan baska bir sey degildirler. Bizce "Önemli olan efsaneler degil; onlarin köklerinde yatan ve onlarin doguslarina sebep olan dinler ve diger inanislardir". Bu inançlari bilmeden, Türklerin gök ve yildizlar hakkinda söyledikleri efsanelerin sirlarini çözüp ve açiklamanin imkâni yoktur.
Türklerin hayatinda en önemli rol oynayan sey, "Çadir" idi Bütün hayatlari burada geçer ve aile baglari da, bu yurt ile sembollesirdi. Onlar çadira girdikleri zaman, dünyalari da gökleri de hep kendi çadirlari olurdu. Babil metinlerinde bile, gök bir çoban çadirina benzetilirken, Orta Asyali nasil olurdu da, bu muhtesem gögü, çadirina ve yurduna benzetmezdi. Iste bizim bu konuda, hareket edecegimiz en önemli çikis noktamiz bu olacaktir. Gögün bir çadira nasil benzetildigi ve bu fikrin nasil gelistigini, "Kutup Yildizi" ile ilgili bölümümüzde inceleyecegiz.
Orta Asya Türk kavimleri tarafindan umumiyetle "Gögün kapisi" kutup yildizinin bulundugu yer olarak kabul edilmistir. Bunun da, baska türlü bir düsünceye dayandigi anlasiliyordu. Eski geleneklerini birakmamis bazi, Orta Asya boylarinda, bunun az çok açiklamalarini da bulabiliyoruz. Birçok Türklere göre gökteki yildizlar, Gök çadirinin deliklerinden dünyamiza sizan isiklar idiler. Tabiî olarak bu, çok ilksel bir açiklamadir. Herhalde Göktürk çaginda böyle bir gelenek, itibarini çoktan kaybetmisti. Fakat Göktürk halklari arasinda bu inancin, bir halk inanisi olarak yasamadigini da iddia edemeyiz. Baslangiçtan beri söyledigimiz gibi, "Halk inanislari ile devlet dini, ayri gelisme yollari takip etmislerdi. Türklerde, Devlet dini de, ana prensipler bakimindan halk inanislarina dayanmakla beraber, daha gerçekçi ve içtimai bir yola girmis, ayrica dünyanin yüksek dinleri arasinda yer almistir". Halk ise daima mistisizme meyletmis ve günlük hastalik v.s. gibi isleri için de, dinlenen fevkalâde yardimlar ve çareler ummustu. Bunu söylemekle, Göktürk devletinde, halkin devlet dinine inanmadigini demek istemiyoruz. Din, bir imam konusu oldugu kadar, büyü v.s. gibi pratigi de olan bir yoldur. Samanlarin yaptigi bu pratik isler, devletin büyük din merasimlerinde herhalde büyük bir önem tasimiyordu. Bununla beraber devletin yüksek din anlayisini anlayabilmek için, yine halkin bu iptidaî geleneklerine bakmak icap etmektedir.
"Mevsimlerin degisimi" de, yildizlara göre ögrenilebilirdi:
"Gögün kapisi" olan kutup yildizi, hem kutsal ve hem de, bütün gezegenlerin basladigi bir "Demir kazik" idi. Uygurlar bu yildiza daha büyük bir saygi göstererek, ona "Altin kazuk" demislerdi. Kutup yildizi parlakligin bir sembolü idi. "Kutup yildizinin bulundugu yerden veya gök kubbesinde meydana getirdigi kapidan, Tanri insanlara sefaat eder ve Kamlar (Samanlar) da bu delikten Tanri ile ilgi kurarlardi. Bu kapi, insanlar dünyasi ile, gökteki ruhlar dünyasinin bir siniri idi". Bu sebeple bu yerin, diger yildizlarin deliklerine nazaran, ayri bir kutsalligi vardi. Orta Asya kavimlerine göre, "Hava degisimleri"nin de, bu yildizlarla büyük bir ilgisi vardi. Meselâ Yakut Türklerine göre, "Soguk havalar, diger gezegenlerin deliklerinden yeryüzüne inerlerdi. Bu bakimdan bilhassa Ülker yildizi büyük bir önem tasirdi. Gezegenlerin yükselip alçalmasi ile, soguk veya sicak havalarin gelecegi, çogu zamanda isabetli olarak söylenirdi". Anlasiliyor ki, "Yildiz bilgisi" ile "Efsane"nin de çok yakin ilgileri vardi. Meselâ Kuzey-Dogu Asya'da "Büyükayi burcunun kuyrugunun döndügü yöne göre, mevsim de degisirdi. Büyükayi burcunun kuyrugu, kuzeyde ise kis; batida ise, sonbahar; güneyde ise, yaz ve doguda ise, ilkbahar gelirdi". Bundan da anlasiliyor ki, Orta Asya kavimleri, bir yandan yildizlar hakkinda efsaneler düzerken, diger yandan da yildizlarin gezisleri ve yönleri hakkinda, az çok bilgiye sahip idiler.
Eski Türklerde "Ülker" sözü, "Gezegen yildizi" karsiligi idi:
Türkler baslangiçta bütün gezegenler için "Ülker" veya "Ülgel" deyimini kullaniyorlardi. Bu deyim sonradan, digerlerinden ayrila ayrila, en sonunda "Ülker" yildizi için bir ad olmustur. Yakut Türklerinin lehçesinde "Ürgel" sözü, bugün bile, "Gök deligi" anlamina kullanilmaktadir. Hatta söyle, güzel bir efsane de vardir:
Bir zamanlar delikmis, nedense gök kubbesi,
Dondurmus hiç dinmemis rüzgârin soguk sesi.
Yakut adli Türklerde kahraman bir er varmis,
Ne var diye göklerde, gezegenlere varmis.
Kubbesini sert gögün, gezegenler delmisler,
Soguklar ögün ögün, yeryüzüne gelmisler.
Bu er çok kurt avlamis deriler hazirlamis,
Otuz eldiven yapmis, ta göklere firlamis.
Er Gökleri kapamis, sogugu yenmis, inmis.
Sicak günler baslamis eski soguklar dinmis.
Gökteki gezegenlerin deliklerinden soguk geliyormus. Bunun önüne geçmek için de, Yakutlarin efsanevî kahramani bu çareyi bulmus. Fakat 30 çift "Kurt bacagi derisinden eldiven" yaptirmasinin sebebi, pek anlasilamiyor. Kurt derisinin kök olarak degeri, bilinen bir seydir. Öyle anlasiliyor ki, dondurucu soguklar vardi ve buna tahammül edebilmek için de, böyle bir yol seçilmisti. Kürkleri daha kiymetli olan hayvanlar var iken, derisi niçin seçilmisti? Iste bu nokta ile Türk mitolojisine girilmis olunuyordu.
Sicak ve soguk havalar, yildizlarin hareketine bagliydi:
Gezegenlerin yükselip alçalmasi ve yahut da yavas veya Sür'atli yürür gibi görünmesi de, hava degisikliklerini gösteren bir belirti gibi kabul edilirdi. Gezegenlerin sür'atli gezinmeleri sicak havalarin, yavaslamalari da soguk havalarin gelecegine bir isaret idi. Yine Yakut Türklerine ait asagidaki efsane, yukaridaki inanislari tamamlar bir durumdur. Onlara göre havalar, baslangiçta çok daha soguk idi. fakat sonradan yavas yavas isinmaga baslamisti:
Uzunmus bütün kislar, nedense bir zamanlar,
Çok da kisaymis yazlar yaz görmemis insanlar.
Bir agaç etrafinda, gezegenler dönermis,
Dönüs yavasladikça, atesleri sönermis.
Bir gün gelmis ki hepsi çok yavas dönüsmüsler,
Olmuslar duran tepsi, hep birden sönmüsler.
Gezegenler bir iple, bagliymis bu agaca,
Bir Saman kiliciyla, dagitmis her bucaga.
Yildizlar isinmislar, döndükçe çok sür'atli,
Dünyayi isitmislar, olmuslar bir boz atli.
Yukarida efsaneden de anlasiliyor ki, "Gezegenler baslangiçta gögün ana ve ilk yildizlari olarak kabul edilmislerdi". Öbür yildizlar ise artik, zamanla ortaya çikmislardi.
Gezegenlerin, Kutup yildizi etrafinda dönmeleri:
Bu konuyu gezegenlerle ilgili bölümümüzde birer, birer ele alacagiz. Türklerin "Demir kazik" veya "Altin kazik" dedikleri Kutup yildizi, diger bütün burçlarin eksenini teskil ediyordu. Artik diger burçlar, onun etrafinda dönüyorlardi. Kutup yildizina en yakin olan burç, Küçükayi burcu idi. "Türklere göre bu burç, Kutup yildizina takilan bir araba oku ile, araba çeken, iki at idiler. Bunlar bir eksen etrafinda, mütemadiyen gök yüzünde dönüp duruyorlardi. Ondan sonra gelen Büyükayi burcu da, 7 kurt veya 7 vahsi köpek idiler. Onlar da bu iki ati yemek için, gökte onlari kovalayip dönüyorlardi. Fakat Demir kazik, yani Kutup yildizina demir zincirlerle baglandiklari için, onlari tutamiyorlardi. Zaten zincirlerini koparip da, bu isi yapmis olsalardi, dünyanin sonu gelecekti". Kirgiz Türkleri bunu demekle, Gök ve Tanrinin büyük düzeninden söz açiyorlar ve kâinatin varligini veya yoklugunu bu düzenin devamina bagliyorlardi.
__________________
Amin..