Tekil Mesaj gösterimi
Alt 08.04.07, 16:59   #9 (permalink)
Dr.TaKa
Öss Mod.. 240..
 
Dr.TaKa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Nerden: Öss Çalışmakta. . . Mesajlar: 99,999
Mesaj Sayısı: 10.209
Konu Sayısı: 2567
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 36174
Rep Puanı: 3616275
Rep Derecesi : Dr.TaKa 0-120000Dr.TaKa 0-120000Dr.TaKa 0-120000Dr.TaKa 0-120000Dr.TaKa 0-120000Dr.TaKa 0-120000Dr.TaKa 0-120000Dr.TaKa 0-120000Dr.TaKa 0-120000Dr.TaKa 0-120000Dr.TaKa 0-120000
Ruh Hali:


Standart Cevap: ::: Türk Mitolojisi :::



Kutup yildizinin bir "At kazigi" gibi düsünülmesi:

At ile ilgili efsaneler, Orta Asya'da yasamis ve yasamakta olan kavimleri, dünya mitolojilerinden ayiran, en belirli özellikler olmuslardi. Zaten bugünkü Türkçe'mizde de "Kazik" sözü, hareketsizligin ve bir yere baglanisin ifadesidir. Orta Asya Türk mitolojisi, günlük hayatta önemli yer tutan esyalarin, hayvanlarin ve olaylarin sembolü, bir söylenmesinden baska bir sey degildi. Türkler, uzaya da, kendi evleri ve yaylalari gibi düsünmüsler ve bu düsünce düzeninden hareket ederek, uzaydaki varliklara da, böyle ad ve deyimler buluvermislerdi. Kutup yildizinin da bir "At kazigi" seklinde düsünülmesi, süphesiz ki Türk mitolojisine en çok yakisan bir egilim olmustur. Bu konu ile ilgili örnekleri, asagida kisa olarak vermege çalisacagiz:

Küçükayi burcunu incelerken gösterecegimiz gibi, bu burcun kutup yildizinin en yakin olan iki yildizi, birer at olarak tasavvur edilmislerdi. Arkadaki dört yildiz ise, bir gök arabasi idi. tabiî olarak bu atlarin yularlari Demir-Kazik, yani Kutup yildizina baglanmislardi ve onun etrafinda dönüp duruyorlardi. Büyük ve Küçükayi burçlari ile ilgili bölümlerimizde de söyleyecegimiz gibi, Büyükayi burcu da, yine bu Demir-Kazik'a baglanmis, "7 kurt" veya "vahsi köpek idiler.

Yakut Türkleri de bazi masallarda Demir-Agaç deyimi yerine, "At-Kazigi" sözünü kullaniyorlardi. Buna, "Toyon" deyimini de ilâve ederek onu kutsallastiriyor ve bir nevi, ikinci derecede bir Tanri olarak görüyorlardi.

Yine bir Yakut efsanesi, yerle gök arasinda yeseren ve büyüyen bu Demir-Agaç'dan söz açmakta ve ona bazi ilâveler de yapmaktadir. Bu efsaneye göre Demir-agaca, yedi tane Ren geyigi bagli imis, bunlar, baglarini koparmak ister ve bunun için de agacin etrafinda kosar, dururlarmis. Kutup yildizina bagli iki at, 7 kurt ve 7 köpekten sonra, bir de ortaya 7 Ren geyigi çikarmaktadir. Yakutlarin yasadigi buzlu tundralar, Ren geyigi bölgeleridir. Bu sebeple Ren geyigi burada daha öne geçmistir. Yakut efsanelerinde at da çoktur. Öyle anlasiliyor ki, bu örnekler içinde, Türk mitolojisine en çok yakisan motifler, Kutup yildizina bagli olan "Atlar" ile "7 kurt" idiler.

"At kazigi" Türkler için çok önemli bir aletti:

Sunu unutmamaliyiz ki, "Gögün diregi" veya "Demir agaç" v.s. gibi mitolojik motiflere ragmen, "At kazigi" eski Türklerde daha önemli sayiliyordu: "Türkün çadirinin veya evinin önünde, en kiymetli seyi sayilan atini tutan ve atinin emniyetini saglayan önemli esyalarindan biri de, at kazigi idi. Türk mitolojisi temellerini mistik düsünceden almamisti". Türkler daha ziyade, günlük hayatlarinda her an beraber olduklari seylere birer sahsiyet vererek mitolojilerini meydana getirmislerdi.

Orta Asya'da yasayan atli Türklerin, her birinin evinin önünde, bir at kazigi vardi: "Türkler, Tanrilarini da kendileri gibi düsünüyorlar ve onun da kutsal bir ati oldugunu, bu atin da bir kaziga baglanmasinin gerektigini tasavvur ediyorlardi". Katanof bazi Türk hikâye ve efsanelerinde "Tanrinin evi ile atini bagladigi bir kaziktan" da söz açiyor. Bu hikayelerde sözü geçen kazigin, Kutup yildizi olduguna dair herhangi bir açiklamada bulunulmamistir. Bunu misâl olarak vermekten maksadimiz, böyle bir düsüncenin de var oldugunu belirtmek içindir. Türklere nazaran, çok daha ilksel bir hayat yasayan; fakat Proto-Mogol kültürünün bozulmamis birçok özelliklerini hâlâ kendi içlerinde yasatan Buryatlarda da, bu konu ile ilgili bir efsane vardi: "Buryatlarda, demirci ve demircilikle ilgili inanislar, önemli bir yer tutmuslardi. Bir efsaneye göre demircilerin bas Tanrisi Bosintoy'un 9 oglu, insanlara da demircilik san'atini ögretmislerdi. Bu 9 demirci, Kutup yildizindan bir at kazigi ve Altin-Deniz adi verilen denizden de, bir yaris yeri yapmislardi". Demircilerin, Kutup yildizindan bir at kazigi yaptiklarina bakilirsa, Kutup yildizinin da demir olmasi gerekiyordu. Yer yer söyledigimiz gibi Buryatlarda Demircilik san'ati, pek yayilmis degildi. Onlara göre, atesle oynayan ve bir sihirbazi benzeyen Demirciler, büyük Samanlar olmali idiler.

Bütün yildizlarin, bir bagla Kutup yildizina baglanmis olmasi, yalniz Türklere özel bir inanis degildi. Hint mitolojisinde ve Avrupalilarda da, bu düsünce düzenlerini görüyoruz. Türklerin onlardan farki, bu düzeni at kazigi, at arabasi veya 7 kurt gibi kendilerinin günlük hayatlarinin birer parçasi olan sembollerle ifade etmis olmalari idi.

Kutup yildizinin "Gögün kapisi" olarak düsünülmesi:

Orta Asya ve Altay mitolojisine göre Kutup yildizi, yerden göge açilan bir kapi gibi idi. Tanrinin bu kapisi herkese de açik degildi. Eger Tanrinin bu kapisi açilirsa, insanlar Tanriya siginabilirlerdi. Gerçi diger yildizlar da gögün birer deligi gibi düsünülmüslerdi. Fakat, "Orta kapi ve Tanri yolu, ancak Kutup yildizi kapisi" idi. Ülker ile ilgili bölümümüzde de söyledigimiz gibi bu yildizin deliklerinden ancak kötü ve soguk havalar girebilirdi. Kutup yildizi kapisi ile, Tanri ülkelerinin basladigi, bir gedik veya geçitti. Göge çikan erkek Samanlar, bu kapiya kadar çikar ve daha ötesine gidemezlerdi. Orada kendilerini, Tanrinin elçileri olan ruhlar, (Utkuçi)lar karsilar ve Samanlarla konusurlardi. Bundan sonra da Samanlar, yeniden yere inerlerdi. Bundan öteye insanlar ve asagisina da, kutsal ruhlar geçemezlerdi. Bu suretle maddî ve manevî dünya, birbirinden ayrilmis oluyordu. Fakat bazi Altay efsanelerinde, "Bu geçit bazi Samanlar tarafindan seçilmisti. Kutup yildizi gögün 5. katinda idi. 6. katinda ay ve 7. katinda ise günes vardi". Tabiî olarak, gögü 7 kat olarak tasavvur eden Türk efsanelerine göre bu böyledir. Gögün 9 kat oldugu bölgelerde ise durum degisir.

Türklerin Kutup yildizi ile ilgili inançlari, yerli ve köklü idi:

Gerçekten Altay mitolojisinde, "Gök kapisi" düsüncesi çok yaygindi. Fakat bunlarin bazilari, yerli bir düsünceden meydana gelmisler ve birçoklari da, dis tesirlerin altinda kalinarak söylenmislerdi. Disaridan gelen bu tesirler de, az çok yerli düsüncelere benzetilerek anlatildigi için, eski yabanci sekillerini kaybetmislerdi. Meselâ "Yildiz düsmesi inanci", bugünkü Anadolu Türklügünde yaygindir. Avrupa ve Asya'nin bir çok milletleri de böyle bir olaya inanirlardi. Artik bu düsünce, insanligin mali olmustur, diyebiliriz. Fakat böyle bir inanisin yaygin olarak görülmesi, Türklerin bu inanci muhakkak olarak disaridan aldiklarini gösteren bir delil sayilmaz. Bir de, bu fikrin anlatilis ve ifade edilis sekillerine bakmak lâzimdir.

Tabiî olarak böyle bir düsüncenin meydana gelmesine, bazi temel tasavvurlarin tesirleri de olmustur. Gökyüzü bir çadir gibi düsünülmüstür. Bunun sonucu olarak, bu çadirin delikleri de yine zihinler de birer yildiz olmuslardi. Bu duruma göre "Yildiz düsmesi"nin nereden ve nasil olabilecegini, asagidaki Yakut Türklerine ait inanisin yardimi ile daha kolay anlayabiliriz:

Tanri bir çadir kurmus, yeryüzünü kaplamis,
Gökyüzü çadir olmus, dünyamizi saklamis.
Gögü kötü ruh basmis, yere inmesin diye,
Tanri çadiri asmis, bir koca direk ile.
Bu direk dünyanin tam ortasindan uzarmis,
Kutup yildizini da, tam altindan tutarmis.
Bu çadir disindaki, uzay aydinlik imis,
Kubbenin içindeki yerse karanlik imis.
Dünya aydinlik olmus, Tanri delikler açmis,
Delikler yildiz olmus, dünyaya isik saçmis.

Gögün, yuvarlak bir çadir gibi düsünülmüs olmasi, yalnizca Türklerde görülen bir inanç degildir. Eski Babil metinleri de göge, "Yeryüzünün çoban Çadiri" demislerdi. Tevrat ise gögü, "Dünya yüzüne gerilmis bir tül veya çadira" benzetmisti. Bizce bu düsünceyi, hemen bir Babil veya Tevrat tesiri olarak saymak, ilmi bir hareket olmasa gerektir. Herhalde Avrasya’nin Türk ve Cermen atli göçebelerinde çadir, Babil halkina nazaran daha önemli bir rol oynuyordu. Esasen Orta Asya ve Sibirya göçebelerinde çadir, gögün bir nevi, küçük bir sembolü gibi idi. din törenlerinde de, çadirin içine girilir ve sanki gögün katlarinda geziliyormus gibi hareket edilirdi. Çadirin zemini, yeryüzü olur ve bacasi da, gögün kapisi gibi sayilirdi. Bu konu ile ilgili Altay ve Orta Asya'da yapilmis bir çok din törenleri, seyyahlarin kitaplarina geçmistir. Kuzeydogu Asya'nin, uç bölgelerinde yasayan Çukçi ve Koryak gibi ilkel kabilelerde, bu inanis daha da belirli bir sekil aliyordu. Bu düsünce düzeni, bu yolla Kuzey Amerika'ya da yayilir ve oranin yerlileri de, kutup yildizinin gögün yere açilan bir kapisi olduguna inanirlardi. Bu konu ile ilgili olarak Çukçi'larin inanislari söyle özetlenmistir:

Bütün göklere yerden, açilirmis bir kapi,
Bir büyük direk dipten, olmus kapinin sapi.
Derler Kutup yildizi, gökteki bu kapidan,
Aydinlatirmis bizi, nur verir üst yapidan.
Samanlar kartal olur, bu kapiyi asarmis,
Tanriya yoldas olur, seytanlari basarmis.

Gökteki Kutup yildizina paralel olarak düsünülen, Yer alti âleminin merkezi ve "Demir Kazigi"

Yer alti âlemine Hanlik eden Irle-Han'in da, gökteki düzene benzer bir dünyasi vardi. Bu konuyu ilgili bölümümüzde incelemistik. Bu efsaneye göre, "Gökte bulunan kutsal 'Dokuzdalli' agacin bir esi de, yer alti âleminde bulunuyordu. Kutup yildizinin bir sembolü olan Demir-Kazik'a, Tanrilar nasil atlarini bagliyorlarsa; yer alti Han'i Irle Han da atini, yeraltindaki bu dokuz dalli agaca bagliyordu". Biz simdiye kadar yalnizca yeryüzünün göbegi ile Kutup yildizini birbirine baglayan Demir-Kazik'tan söz açmistik. Bu efsaneye göre, yalniz gökte degil; bunun asagida devami olarak, yer alti âleminde de, ikinci bir kutup ve merkez düsünülüyor gibiydi. Bizce bunun da normal görülmesi lâzimdi. Çünkü Türkler 7 veya 9 kat gökten söz açarken; bunun paraleli olarak, 7 veya 9 kat yerden de bahsediyordu.

__________________
Amin..






Dr.TaKa isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla