Tekil Mesaj gösterimi
Alt 11.03.08, 01:09   #1 (permalink)
Amorphis
Romantik Sapık
 
Amorphis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2006
Mesaj Sayısı: 11.211
Konu Sayısı: 761
Rep Gücü: 23641
Rep Puanı: 2362861
Rep Derecesi : Amorphis 0-120000Amorphis 0-120000Amorphis 0-120000Amorphis 0-120000Amorphis 0-120000Amorphis 0-120000Amorphis 0-120000Amorphis 0-120000Amorphis 0-120000Amorphis 0-120000Amorphis 0-120000
Ruh Hali:


Arrow Napolyon ve Waterloo Savaşı




Napolyon ve Waterloo Savaşı



Victor Hugo'nun Sefiller'de "Waterloo bir savaş değildir, dünyanın yüzünün değişmesidir." diyor, gerçekten de Waterloo tüm tarihçiler tarafından birinci
dünya savaşı öncesi son kesin sonuçlu ve büyük savaş olarak kabul edilmektedir. Bu savaş Avrupa kıtasının hatta dünyanın kaderini değiştirdi. History Channel Waterloo belgeselinde şöyle deniyor: "Napolyon, kıyaslandığında Büyük İskender, Büyük Friedrik, Sezar ve Hannibal'den
daha fazla savaş görmüş ve kazanmış biri, ama biz onu sadece Waterloo ile hatırlıyoruz, ne büyük bir trajedi."
Tarihçiler yıllardır Napolyon gibi yenilmez görünen bir asker ve o zamanın efsanevi Fransız ordusunun bu savaşı nasıl kaybettiğini sorgular. Aslına bakacak olursak Elbe adasından kaçtıktan sonra Napolyon tekrar iktidarı alırken savaş düşündüğü son şeydi, ordu savaşa hiç de hazır durumda değildi, Prusya, İngiltere gibi büyük devletlere savaş ilan etti, ancak hiç biri bunu kabul etmedi, hepsinin isteği Napolyon belasından sonsuza dek kurtulmaktı. İngiltere, Prusya ve İsveç hemen birleşti. Bu orduların başında Napolyondan müthiş nefret eden adamlar, Wellington Dükü Arthur Wellesley, Prusyalı general Von Blucher ve İsveçten Napolyonun kişisel düşmanı da olan Bernadette vardı. Zor durumda ki Napolyon yine de bir savunma savaşı düşünmedi, O na göre savaşı kazanmanın en iyi yolu ne olursa olsun hücum etmekti. Napolyon askeri alanda bir hücum ustasıydı, buna karşın Wellington Dükü de bir savunma ustası. Napolyonun yaptığı hücumlar bir türlü sonuç vermiyor, İngilizler müthiş direniyordu, özellikle Fransızların efsanevi süvarilerine karşı uyguladıkları kare savunması şaşırtıcı ve mükemmeldi. Böylece Fransızlar, Prusyalılar yetişene kadar İngilizleri haklayıp birleşmelerini önlemeyi başaramıyordu. Uzaktan bir ordu göründü ve bu ordunun Blücher'in Prusya ordusu olduğunun ortaya çıkması savaşın seyrini belli ediyordu. Özellikle başarısız süvari ve top hücumlarından sonra gelen ve Wellington'un şapkasını kaldırıp "hücum" demesiyle başlayan İngiliz saldırısı Napolyon ordularının geri çekilmesine, dağılmasına yol açıyordu, öyle ki Napolyon'un hiç bir savaşta yenilmeyen, hiç kaçmayan ünlü İmparatorluk Muhafızları dahi korkuyla yerlerinden ayrılıp, korkakça geri çekiliyordu. İngiliz - Prusya ordusu artık kazanmıştı, askerlerinin adeta taptığı Napolyon inanılmaz vahşice bir karar vererek top hücumu başlattı. Bu hücum büyük çoğunlukla kaçan kendi askerlerini vuracaktı. Tüm bunlar faydalı olmadı, adamları Napolyona gelip "nereye gideceğiz" diye sordular, o da "Paris'e" diye cevap verdi, "gerisini Tanrı bilir". Bundan sonrası herkesin bildiği gibi, dünyanın en güçlü adamının tarihten silinişi, St Helena sürgünü ve bir büyük imparatorluğun
çöküşü. O zamana kadar yıllarca Avrupa'nın en güçlü ve etkili devleti olan Fransa'nın bu özelliği İngiliz ve Almanlara kaptırışı. Ancak bu büyük ve ilginç savaşın içeriğinden çok merak edilen Napolyonun bu savaşı niçin kaybettiği,
böyle yenilmez bir adamın ne olursa olsun bu şekilde hüsrana uğramaması gerekmez miydi? Elbette Napolyon'un bu savaşı kaybetmesinin bazı nedenleri
vardı.

işte konuşulan nedenler.

-Napolyon savaş sırasında müthiş mide ağrıları yaşıyordu, midesinden yıllarca
rahatsızlık duran Napolyon savaş günleri yürümeyecek, hareket edemeyecek
kadar ağrı çekiyor, buna rağmen savaş yönetmek, saatlerce at üstünde kalmak orunda kalıyordu.

-Napolyon, yerlerin çok çamurlu ve elverişsiz olduğunu görerek topların geçemeyeceğini düşünmüş ve yarım gün bekleyip zaman kaybetmişti. Bu zaman İngiliz - Prusya ordusunun birleşmesini sağlayacaktı.

-Napolyon eskisi gibi değildi. Sinirli, gergin ve kendisini veremez bir hale düşmüştü. Kararlarında bazen çıldırmış bir doğanın etkisi görülüyordu.

-O'nun askerleri özellikle Mareşal Ney, O'nun savaşı yönlendirmediği zamanlarda verdikleri saçma ve riskli emirlerle ordunun telef olmasını sağlamış her şeyi bitirmişlerdi.

-Askerler imparatorlarına eskisi kadar bağlılık duymuyor, Rusya hüsranının da etkisiyle orduda eski kendine güven sağlanamıyordu.

Bunlar hep yenilginin sebebi olarak gösterilir. Ne kadarı doğru ne kadarı yanlış. Wellington Dükü Napolyon'u yendikten sonra büyük sükse yaptı. Napolyon'a olan kini öyle büyüktü ki O'nun metreslerini bile topladı. İngiltere Başbakanı da oldu. Blücher en büyük ve başbelası düşmanını yok etmenin zevkiyle 3 yıl daha yaşayıp öldü.

Napolyon ise Rusyayı, Büyük Osmanlı İmparatorluğu'nu, İngiltereyi,
tüm Avrupayı, Afrikayı istila etmek hülyalarıyla başladığı atılımını, sürgünde
zalim bir valinin göz açtırmayan rahatsızlığıyla yaşlı, hasta ve yatalak bir eski
imparator olarak bitirdi.
__________________
[Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Linkleri Görebilir. Üye Olmak İçin Tıklayın...]

[Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Linkleri Görebilir. Üye Olmak İçin Tıklayın...]

Konu Amorphis tarafından (11.03.08 Saat 19:49 ) değiştirilmiştir..
Amorphis isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla