![]() |
|
|||||||
| Genel Kültür Genel kültür hakkında herşey... |
| Tags: bilgi edinmek, bilgi nedir, bilginin kaynagi |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Canımın İstanbul Köşesi..
![]() Üyelik tarihi: Dec 2006
Nerden: ankara
Mesaj Sayısı: 16.963
Konu Sayısı: 4130
Takım: Beşiktaş
Rep Gücü: 21322
Rep Puanı: 2130406
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
Ruh Hali:
|
Yazan: Bülent Tatlıcan Bir şeyin beyaz olduğunu nasıl anlarız? Limonun ekşi tadını nasıl hissederiz? Gülün güzel kokusunu neye göre tanımlarsınız? Bu tarz dış dünya ile ilgili tüm tanımlamalarımızı sağlayan duyu organlarımızdır. Örneğin bulutların beyaz olduğunu gözlerimiz vasıtasıyla görürü ve tanırız. Ya da karın soğuk olduğunu ona dokunarak hissederiz. Fakat bizim algılarımız sadece duyu organlarında bitmez. Aslına duyu organları bizim dış dünyayı tanımlamamız için gerekli fakat yeterli değildir. Bunu bir örnekle inceleyerek anlamaya çalışalım. Bir buluta baktığımızda onun beyaz olduğunu görürüz. Bu görme işleminin ilk başladığı yer bizim gözlerimizdir. Görme işlemi gözde başlar ama burada bitmez. Bulutlan bize ulaşan ışık fotonları bulutun rengi ile ilgili bilgiyi bize taşıyan birer bilgi paketçiği gibidir. Gözdeki değişik tabakalardan geçen bu ışık fotonları bazı fiziksel işlemlere maruz kaldıktan sonra en son gözün arka kısmında bulunan retina tabakasına gelir. Bu tabakada özellikle ışığa karşı duyarlı olan hücreler vardır. Bu hücreler gelen ışık fotonun niteliğine göre tepki gösterir ve biyokimyasal bir işlem başlar. Işık fotonlarının etkisiyle hücreler bir elektrik impulsu üretirler. Bu noktadan sonra artık ışık fotonunun ve gözün işi bitmiştir. Bundan sonra görmenin oluşabilmesi için başka işlemlerden geçilmesi gerekir. Bu yönüyle bakıldığında göz sadece bir dönüştürücü konumundadır. Göz kendisine gelen fotonları özelliğine göre değişik şekillerde ışık fotonlarına dönüştürür. Örneğin farklı renkler veya farklı parlaklıklara göre farklı uyarılar oluşur. Oysa görmenin gerçekleşmesi için daha birçok işlemin yapılması gerekir. Sinirler vasıtasıyla beyne iletilen bu elektrik impulsu beynin görme merkezine gelir ve burada işlemden geçirilerek yorumlanır sonuçta bizler bulutun beyaz olduğunu görürüz. Çok yoğun ve karmaşık bir işlem olan görmenin mekanizmasını kabaca böyle özetleyebiliriz. Burada dikkat çekmek istediğimiz önemli bir nokta vardır: “Beynin görme merkezine gelen bu elektrik uyarısının beyaz olduğunun beyin tarafından yorumlanması.” Nasıl olurda beyin kendisine gelen uyarının beyaz renk olduğunu anlar. Çünkü beynin görmem merkezine ulaşan ışık değil sadece bir elektrik uyarısıdır. Beyin bu uyarının karşılığının beyaz olduğunu ve öyle yorumlanması gerektiğini bilir. Çünkü beyin bu şekilde yorumlayacak şekilde programlanmıştır. Beyaz ışığı tanımlayan elektrik uyarısının karşılığı olan bilgi beyinde zaten vardır. Ve bu uyarı geldiğinde beyaz renk görüntüsü insan beyninde oluşur. Bunu en basit şekliyle bilgisayara benzetebiliriz. Bilgisayarda tuşlara basarak yazılar yazabiliriz. Örneğin “a” harfine bastığımızda ekranda “a” harfinin yazısını görürüz. Oysa tuşa bastığımızda klavyeden bilgisayara giden sadece bir elektrik uyarısıdır. Bilgisayar bu elektrik uyarısını yorumlar ve bunun “a” olduğunu anlayarak ekranda bu harfi gösterir. Bilgisayar bu işlemi yaparken kendisine ulaşan bu uyarıları yorumlayacak bir programa ihtiyacı vardır. Yazı yazma programı olmasa ve biz klavyedeki tuşlara basarak bu hiçbir şey yazamayız. Bu durumda bastığımız tuşlar bilgisayar için hiçbir anlam ifade etmez. Bilgisayar kendisine ulaşan bu elektrik sinyallerini yorumlayamaz. İşte bu bilgisayar örneğindeki gibi beynimizin de kendine ait bir yazılımı vardır. Beyne gelen elektrik uyarısı bu yazılım sayesinde yorumlanıp algılanır. Yani bizim beyaz rengi görebilmemiz için bu rengin bilgisini taşıyan elektrik uyarısının karşılığı olan bilgi ve bu bilginin nasıl yorumlanacağı beyinde bulunur ve buna göre yorumlanır. Nasıl bilgisayarın içindeki bilgiler kendi kendine durduğu yerde tesadüfen oluşamazsa insanın sahip kavramlara ait bu bilgilerde doğuşundan itibaren vardır. [Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Linkleri Görebilir. Üye Olmak İçin Tıklayın...] Örneğin bir bebek ilk defa tatsa bile limonun ekşi olduğunu bilir. Limonu tattığında buna tepki verir. Ya da etrafındaki nesneleri görüp onlara tepki gösterir. İnsanda doğumundan itibaren insan beyninde bulunan bu ilk bilginin bir yaratıcısı vardır.
__________________
sen benim esirliğimsin, sen benim hürriyetimsin, sen çıplak yaz günü yanan etimsin sen memleketimsin. sen ; ela gözlerinde ela gözlerinde yeşpareler... sen; büyük,güzel ve muzaffer ulaşıldıkça ulaşılmaz olan hasretimsin... hoş geldin kadınım hoş geldin hoşgeldin kadınım yorulmuşsundur, nasıl etsemde yıkasam ayacıklarını ne gül suyum, ne gümüş leğenim var susamışsındır, buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim. acıkmışsındır, sana beyaz keten örtülü sofralar kuramam, memleket gibi yoksul ve esirdir oda hoşgeldin kadınım hoşgeldin benim ayak bastın odama 40 yıllık beton çayır çimen şimdi güldün ; güller açıldı penceremin demirlerinde ağladın; avuçlarıma dökuldu inciler... hürriyet kadar zengin ve aydınlık doldu odam hoşgeldin kadınım benim hoşgeldin kadın kadınımmmm kadınımmmmm kadınımmmmm… |
|
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|