![]() |
|
|||||||
| Gezilecek, Görülecek Yerler, Eğlence Mekanları Gezip gördüğümüz, tavsiye edeceğimiz mekanlar hakkında herşey... |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Süper Tayfa
![]() Üyelik tarihi: Dec 2006
Mesaj Sayısı: 6.539
Konu Sayısı: 3624
Takım: Fenerbahçe
Rep Gücü: 10237
Rep Puanı: 1022907
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
Ruh Hali:
|
Burgazada Camii, kilise, Sait Faik ve Kalpazankaya... İşte Burgazada... Büyükada'ya oranla daha sakin, daha dingindir Burgazada... Vapurla adaya yaklaşırken dikkatinizi ilk olarak kıyıya yanaşmış su tankeri çeker... Burgazada da diğerleri gibi "taşıma suyla" dönmektedir zira... Ardından iskele meydanının hemen gerisindeki cami ve az ötesindeki kilise, ada mozaiği hakkında kabaca da olsa bir fikir verir. Vapurdan çıkar çıkmaz bir parkla karşılaşırsınız. Sol tarafta pastaneler ve kafelerin yan yana dizilidir. Sağ tarafta ise fayton durağı, arkasında da Sait Faik'in evine çıkan dar yolu görürsünüz. Burgazada, ünlü Kalpazankaya'sı ve Sait Faik'i ile ünlüdür. Sait Faik'in müze haline getirilen Burgaz Çayırı Sokak 15 numaradaki evi Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma ve Pazar günleri 10.00-12.00/14.00-17.00, Cumartesi günü 10.00-13.00 saatlerinde ziyarete açıktır.İskeleden sonra, sağ taraftaki yol sizi Kalpazankaya'ya götürür. Dilerseniz faytona da binebilirsiniz. Ama ruhunuzda biraz maceraperestlik veya doğa tutkunluğu varsa, farklı bir güzergah izleyebilirsiniz. Burgaz Çayırı sokak'tan yukarı çıkıp, karşınıza gelen çamlıktaki gecekondular arasında kıvrılan dar yolu bulduğunuz zaman doğru iz sürüyorsunuz demektir. Yaya olarak yaklaşık 40 dakika sürecek yolculuğunuzun sonunda adanın en yüksek noktası olan Hıristo Tepe'ye varacaksınız. Manastır kalıntıları arasında kalan kiliseyi inceleyip geri baktığınızda taa aşağılarda vapur iskelesini kuşbakışı görecek ve kısa süre içinde nasıl bu kadar yükseğe çıktığınıza şaşıracaksunız. Geniş bir çayırlık ve futbol sahası, adanın en büyük piknik alanıdır. Kalpazankaya'ya gitmek için tepeden aşağı doğru bir yürüyüşe başlamalısınız. Toprak yolun kenarlarında göreceğiniz kocayemişlerini keyifle yiyebilir, "Ada'ya gitmenin kanıtı ve işareti olan" katırtırnaklarını toplayabilirsiniz. Toprak yol, biraz sonra asfalt yolla birleşecek ve keyfiniz biraz kaçacaktır. Zira ada çöplüğüne giden yoldan geçen çöp kamyonlarından dökülen, saçılan poşetler, pislikler ormanın yeşilliğine alışkın gözleriniz tarafından reddedilecektir! Faytoncu atlarının otladığı gecekondu bölgesini geçtikten sonra yeniden ağaçların gölgelediği düz bir yola çıkacaksınız. Ve, karşınızda Kalpazankaya Kır Gazinosu...Doğa ile iç içe olan bu gazinoda deniz ve gün batımı manzaralarını görmek için mutlaka uğrayın deriz. Lokantada soğuk ve sıcak mezeler, et ve ızgara tavuk ile rakı bulabilirsiniz. Ama asıl keyif, iskele meydanında alacağınız, daha da iyisi İstanbul'dan gelirken birlikte getireceğiniz sucukları, sahilde çakıllar üzerinde yakacağınız ateşte kızartıp afiyetle yemektir. Ateş yakarken, aman dikkat.. İşiniz bittikten sonra da ateşin söndüğüne emin olmadan oradan ayrılmayın! Kır lokantasının hemen altında Kalpazankaya Plajı yer alır. Özellikle bahar aylarında martı sesleri arasında, çakıllar üzerinde yürümenin keyfine doyum olmaz. Yaz aylarında ise motorlar iskeleden buraya akın akın yolcu taşır. Dönerken, eğer orman yoluna tırmanma enerjisi bulamazsanız, asfalt yolu izleyin. Rahat bir parkurda yürümenin zevkini çıkartırken çevreyi seyredin. Her iki yanı eski köşklerle süslü Gönüllü Sokak'ta hoş fotoğraflar çekebilirsiniz. Cennet Bahçesi, Aya Yorgi Kilisesi, terkedilmiş Dimitrakopulo köşkü, öğretmenevi derken kendinizi iskele meydanında bulacaksınız. Vapuru beklerken, çevreye yayılan o hoş çörek kokuları sizi bir pastanenin önüne çekebilir. Burada içeceğiniz bir çay, adadaki hoş anılarınızı gözden geçirme fırsatı verecektir.
__________________
![]() [Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Linkleri Görebilir. Üye Olmak İçin Tıklayın...] " Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kafidir " M.KEMAL ATATÜRK ![]() ![]() |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Tek Aşk Beşiktaş-k
![]() Üyelik tarihi: Dec 2006
Nerden: ankara
Mesaj Sayısı: 17.098
Konu Sayısı: 4151
Takım: Beşiktaş
Rep Gücü: 24953
Rep Puanı: 2493483
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
Ruh Hali:
|
Bazıları için dört mevsimini yaşamak, bazıları için kaçamak, bazıları için balık, bazıları için orman, uzun yürüyüşler ya da sadece huzur veya biraz romantizm… Atlar… Adanın gerçek sakinleri, manastır, Marta ve Berç, bolca balık, Kalpazankaya, köpekler... Ada vapurunun kalorifer yanı koltuklarından birinde oturup yolculuğun başlamasını beklerken, sekiz bin yıl kadar önce suya batmış olan küçük dağ silsilelerinin zirveleri için aklımdan geçenler bunlar değildi. 1846 yılında ilk vapur seferinin başladığı günden beri, ada vapuru önce Kınalıada’ya, sonra Burgaz ve Heybeliada’ya en son da Büyükada’ya uğruyor. İstanbullular da her fırsatta o vapurları doldurmayı ihmal etmiyor. Şehir hayatının tüm olumsuz taraflarından sıyrılmış, kentin yanıbaşındaki bu küçük adalar, her geçen gün daha fazla İstanbullu’nun yaşamak istediği yerler arasına giriyor. ![]() Vapur iskelesine bakan meydana vardığımda beni Burgazada’nın daimi sakinlerinden ada köpekleri karşıladı. Sandviçimi paylaştığım için mi, yoksa kış ortasındaki bahar havasından mı bilemiyorum, kahverengi olanı siyaha; “gel, küçük bir eğlence çıkabilir” diye baktı sanki. O andan sonra Hristos Tepesi (Bayrak Tepesi) olarak belirlediğim ilk durağıma yolculuğum, yeni iki arkadaşım Gepeto ve Tripod ile başlamış oldu. Tripod tek ayağını bir fayton kazası sonucu kaybetmesine rağmen bizimle birlikte yürümeyi sürdürdü. İskeleden ayrılıp sola doğru yürümeye devam ettik. Sait Faik’in eski dostlarına rastladık. Onlar bizden bihaber, son hazırlıklarını yapıyorlardı bir an önce denize koşabilmek için. Burgazada açıklarının hem ağ atanların, hem de olta balıkçılarının ellerinin boş dönmesine izin vermediğini öğrendim kısa bir sohbet sonunda. İstavrit, lüfer ve çinekop çok sık takılıyorlarmış oltalarına balıkçıların. Ağ atmak isteyenlerse Kalpazankaya ve Kumbaros taşı taraflarına giderlermiş… ![]() Ahşap binalarla ve bahçelerle çevrili, sokaktaki yaprakların çoktan rüzgârın fısıltısına kanıp sarı dinginliklerini kaybettikleri yokuşu aştıktan sonra evlerin arasından adanın tepesine doğru sıyrılmaya başladım. Yürüdüğüm yolun bir kısmı beton olsa da, sonraları taşlık dağ yoluna dönüştü. Yol boyunca her yanımı kaplamış olan ağaç mezarlığı o günkü korkunç yangını hâlâ yaşatır gibiydi. 6 Ekim 2003 tarihinde yanan 40 hektarlık alanın bir bölümünde ilerliyordum. Burgazada’nın piramit şeklindeki tepesine ulaştığımda yıkık sur kalıntısına ve hemen yanındaki mezarlığa ulaştım. Christos Manastırı’ndan kalan harabelerdi bunlar; 1603 yılında yapılan kilise ile manastırın izleri. Manastırı Makedonyalı Vasil 866 yılında yaptırmıştı. ![]() Tepeden aynı yolu izleyerek adaya indiğimde yağmur, damlalarını evlerin çatılarında, vitrin camlarında, yokuşlarda ve hatta başımın üzerinde hızlı bir itinayla sergiliyordu. Gepeto ve Tripod ile Sait Faik Abasıyanık Sokağı’na kadar yürüdük ve meydanda tekrar buluşmak üzere yollarımızı ayırdık… Ünlü yazar Sait Faik’in 1954 yılında siroz hastalığına yenik düşerek vefat ettiği eve, 1964 yılından beri müze olan köşke doğru yürüdüm. Annesi Makbule Hanım tarafından 1955 yılında başlatılan Sait Faik Hikâye Armağanı her yıl bu köşkte verilmeye devam ediyor. Köşkün dış kapısına ulaştığımda sabırsızlanıyordum çünkü Sait Faik’in dizeleri zihnimi bırakmıyordu; “Nereden gelirse gelsin, dağlardan, kuşlardan, denizden, insandan, hayvandan, ottan, böcekten, çiçekten. Gelsin de nereden gelirse gelsin!.. Bir hişt hişt sesi gelmedi mi fena. Geldikten sonra yaşasın çiçekler, böcekler, insanoğulları... Hişt hişt. Hişt hişt. Hişt hişt.” ![]() “Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem, kağıt aldım. Oturdum. Canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkarttım. Kalemi yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım”. Bu satırların devamı bu odada yazılmıştı belki de… ![]() Müzeden çıkıp yönümü Kalpazankaya’ya doğru yöneltiyorum. Denizi sağ tarafıma alarak ilerliyorum. Ağaçlarla ve otlarla çevrili dar patikada ilerlerken sağ taraftaki güzel koylardan biri dikkatimi çekiyor; Marta Koyu. Marta alımlı, gösterişli bir balerinmiş. Berç Kazar ise, Perşembepazarı’nda hırdavatçılık yapan, kendi halinde biri. Evlenmişler, bir de oğulları olmuş; Corc. Marta o yıllara göre fazla özgür ruhlu bir kadın. Tek başına uzun yürüyüşlere çıkmayı seviyor, koylarda denize giriyor. Ada halkı pek hoşlanmıyor. Berç duyuyor bunları, Corc da. Kızıyorlar Marta’ya. Ama en ustaca kızgınlığı Marta yapıyor onlara ve bir daha konuşmamak üzere son sözü söylüyor. “Artık rahat edersiniz” diye yazıyor minik bir kâğıt parçasına, belki daha fazlasını. Adalılar en güzel koylardan biri olan Halikya’ya onun adını veriyor. Ya Berç? Berç Marta’dan sonra vaktinin çoğunu Burgazada’da, kulübesinin önünde, çilingir sofrası ve dostlarıyla geçiriyor. Ta ki seksenine kadar… ![]() Marta Koyu’nu tam karşıma alıp yoluma devam ediyorum. Arada sırada adanın tek ulaşım aracı faytonlar yolu kapatıyorlar atların dörtnala gürültüsü ile. Hatta akşam vakti olduğundan, mesaileri bitmiş dolaşmaya çıkan birkaç sahipsiz at kısa bir süreliğine de olsa yeni yol arkadaşlarım oluyorlar. Kalpazankaya’ya ulaşıp, en uçtaki restoranın yan tarafındaki minik ve sık merdivenlerden aşağıya iniyorum. Sahile inince dikkatimi ilk çeken, denizi ikiye bölen minik kumsalın ucundaki kaya parçası oluyor. Zaten koy, adını bu kaya parçasından alıyor. Dikkatle bakılınca tepesindeki minik odacık fark ediliyor. Bu odacık kalpazanların sahte paraları sakladıkları yermiş vakti zamanında. Tarihin ilk kalpazanlarının. Tekrar yukarı çıkıyorum. Karanlığı beklerken herşey kızıla boyanıyor; Burgazada’da gün bitiyor, belki de yeni başlıyor: Atlar… Adanın gerçek sakinleri, manastır, Marta ve Berç, bolca balık, Kalpazankaya, köpekler... ![]() Yazı - Foto: Ufuk Sarışen Kaynakça: SkyLife - Ocak 2008
__________________
[Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Linkleri Görebilir. Üye Olmak İçin Tıklayın...] sevdiklerim ve beni sevenler bağışlayın... su akıyor ve ben gidiyorum... Gelsene dedi bana Kalsan dedi bana Gülsene dedi bana Ölsene dedi bana Geldim Kaldım Güldüm Öldüm |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Acemi Tayfa
![]() Üyelik tarihi: Apr 2008
Nerden: Geldim Buraya Takım:Tokatspor
Mesaj Sayısı: 453
Konu Sayısı: 47
Rep Gücü: 1200
Rep Puanı: 119931
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
Ruh Hali:
|
ahh uleyn ahh efkarlarlandım.
__________________
[Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Linkleri Görebilir. Üye Olmak İçin Tıklayın...][Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Linkleri Görebilir. Üye Olmak İçin Tıklayın...][Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Linkleri Görebilir. Üye Olmak İçin Tıklayın...][Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Linkleri Görebilir. Üye Olmak İçin Tıklayın...]![]() ![]() ![]() Takımına Destek Rakibine Köstek Bordoyu Beyaza Katana Nispet !! Yeşil Sahada Ayaz,Şampiyonsun Bordo-Beyaz Biz TokaTSporLuyuz !!! |
|
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|