![]() |
|
|||||||
| Müzik Hakkında Son çıkan albümler, çıkacak olan albümler, sanatçılar hakkında yorumların yapıldığı bölüm... |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Banned
![]() Üyelik tarihi: Feb 2008
Nerden: iStanßul
Mesaj Sayısı: 296
Konu Sayısı: 90
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 0
Rep Puanı: 65317
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
İslamiyet Öncesi Türklerin İslamiyet'i kabullerinden çok önce din törenlerini yöneten şaman, kam yada baksı, elinde belirli sesler çıkaran demir parçalarının bağlı bulunduğu bir değnekle topluluğu etkiliyordu. Bu törenlerde davulun da önemli bir yeri vardır. Çin'in kuzeyinde yasayan Türkler de, Hun Türklerinde, Uygur Türklerinde, Selçuklular'da ve Osmanlılar'da müziğe büyük yer ve önem veriliyordu. Ozanları ve kopuzcuları olmayan hiçbir Selçuklu ordusu yoktur Eski Türk Hakanlarının saraylarında ve ordugahlarında musiki takımları "9 kök" denilen eserleri her gün çalardı. Klasik Türk Müziği Osmanlılar yalnız musiki sanatına değil musiki ilmine de büyük önem verdiler. Türk müziğinin Arap, Acem, eski Yunan ve Bizans asıllı olduğunu ileri sürenler vardır. Ancak Türk Müziği genel nitelikleri bakımından Türk asıllıdır. Her sanat dalı gibi müzik de çevrenin etkisinde kalmış dolayısı ile Türkler de yaşadıkları çevrelerin kültür ve sanatları ile birlikte müziklerin den etkiler almıştır. Ancak bu etki kesinlikle bir taklit değildir. Türk Müziği kendi öz sistemi içinde ve Türk sanat geleneği içinde şekillenerek ürünlerini vermiştir. Türk müziği çeşitli ortamlarda söyle belirir: Şehirde, saray çevresinde konakta, kâr, beste, semai, şarkı; camide; ezan, dua, sela, tekbir, temcit, münacaat; tekkede naat, ayin, durak, ilahi, nefes, niyaz; köyde türkü, bozlak, uzun hava, zeybek, oyun havası; sınır boylarında serhat türküsü; kışlada mehter müziği... İstanbul'un alınmasından sonra Topkapı Sarayında kurulan Enderun Musiki Mektebi ve özel meşk hanelerde eğitime geçilmesiyle daha belirli olarak kurallaşan ve klasik bir müzik niteliği kazanan Türk Müziğini altı dönemde inceliyoruz: 1- Başlangıcından Meragalkadir'e (1360-1435) kadar uzanan hazırlayıcı dönem 2- Meragalı Abdülkadir'den Itri' ye (1640-1712) uzanan ilk klasik dönem. 3- Itri' den Dede Efendi'ye (1778-1846) uzanan son klasik dönem. 4- Dede Efendi' den Zekai Dede' ye (1825-1397)uzanan neoklasik dönem. 5- Zekai Dede' den H. Saadettin Arel' e (1880-1955) uzanan romantik dönem. 6- H. Saadettin Arel ile başlayan ve bugün devam eden reform dönemi. Klasik ilk dönemde kurallara tam bağlı müziğin ürünleri yer alır. Son klasik dönemde ise kurallar zorlanmaya başlanmıştır. Neoklasik dönemde zorlanan klasik kuralların yıkılmaya başladığı görülür. III. Selim zamanında klasik kurallara bağlı kaldığı halde lirizm unsurunu geliştiren Sadullah Ağa' nın klasik kuralları yıkarak Mevlevi ayinindenköçekceye kadar her türlü eser veren Dede Efendi' yi görüyoruz. Türk Müziği sistemi 24 aralığı ve 25 perdeyi kapsayan dizi, makamlar, usuller ve şekiller (formlar)'den oluşur. Halk Müziği Türk Halk Müziği sözlü ya da sözsüz olur. Sözlü müzik bütün türleriyle halk türkülerini ve türkülü oyun havalarını sözsüz müzik ise türküsüz halk oyunlarının ezgilerini kapsar. Halk türkülerinin ölçülü olanına kırık hava, ölçüsüz olanına uzun hava denir. Uzun havalar Anadolu'nun değişik bölgelerinde bozlak, türkmani, maya, hoyrat, divan, ağıt gibi adlarla anılır. Bunlar genellikle Karacaoğlan, Emrah, Ruhsati, Sümmani ve daha birçok tanınmış halk ozanının deyişleri üzerine yakılmıştır. Kırık havalar ise koşma, yiğitleme, güzelleme, taşlama, ninni ve daha başka adlar altında kümelenir. Bunlar da genellikle gurbet, ayrılık, sıla hasreti, ölüm, askere gidiş, yiğitlik, düğün, çocuk sevgisi, kız kaçırma gibi köye has toplumsal bir olayı konu alır, sadelik, içtenlik, duygululuk gibi özellikler gösterir yerel renkler taşır. Türk Halk Müziği'nin melodi yapısı incelendiğinde bu melodilerin ses genişlikleri bakımından bir oktav (sekiz ses sınırı) tamamlayan dizi ve tonaliteyi kesin şekilde belirtmeyen ikili ile beşli aralıkları içinde yaratılmış olduğu görülür. Bununla birlikte dizi ve tonaliteyi belli eden sekizli ve daha geniş sınırlı melodiler de çoktur. Basit ve birleşik ölçülerden başka aksak ölçüleri içeren Türk Halk Müziği, ezgiler ve formlardan oluşur. |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Banned
![]() Üyelik tarihi: Feb 2008
Nerden: iStanßul
Mesaj Sayısı: 296
Konu Sayısı: 90
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 0
Rep Puanı: 65317
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Cumhuriyet Dönemi Türkiye'de Cumhuriyet Döneminde girişilen devrim hareketleri sanat konularına da yöneldi. 1924'de Ankara'da Musiki Muallim Mektebi kuruldu. Osmanlı sarayındaki müzik topluluğu başkente getirilerek Riyaseti Cumhur Filarmoni Orkestrası adıyla konserler vermesi sağlandı. Yetenekli gençlerin Avrupa ülkelerine gönderilip yetiştirilmesi hareketi başladı. İstanbul'da çalışmalarını sürdüren Darrültalimi Musiki adlı okul yeni bir yönetmelikle konservatuar haline getirildi. Çok sesli sanat müziğinde sesini Batı'da ilk duyuran Türk sanatçı Cemal Reşit Rey oldu. Öğrenimlerini devlet adına yurtdışında yapan Ulvi Cemal Erkin, Hasan Ferit Alnar, Ahmet Adnan Saygun, Necil Kazım Akses dönüşlerinde Ankara Musiki Muallim Mektebi 'nin öğretmen kadrosuna katıldılar. Bu sanatçılar Türk Sanat Tarihinde sanat tarihinde Türk Beşleri olarak anıldılar. Eserlerinde genellikle batı müziği ilkeleri halk müziğinden gelen ögelerle birleştirilmiştir. Ahmet Adnan Saygun'un Özsoy adlı bir perdelik operası 1924'de Ankara Halkevi'nde sahnelendi. Aynı bestecinin ikinci eseri Taşbebek de 1934'de başarı ile oynandı. Opera ve bale temsillerini gerçekleştirmek amacı ile Ankara Devlet Konservatuarı'na bağlı bir Tatbikat Sahnesi 1940 yılında çalışmalarına başladı. Yetenekli gençlerin seçimi ile eğitime geçildi. İzleyen yıllarda Ahmet Adnan Saygun' un Kerem, Nevit Kodallının Van Gogh ve Gılgamış, Sabahattin Kalender' in Nasrettin Hoca, Ferit Tüzün'ün Çeşmebaşı eserleri sergilendi. Ankara'dan sonra İstanbul ve İzmir' de kurulan devlet konservatuarları eğitime başladı. 1940 yılından bu yana genç yetenekler için uygun bir ortamın doğuşu yurtdışında da ün ve ilgi derleyen yorumcuların yetişip gelişmesini bağladı. Soprano Leyla Gencer, bariton Orhan Günek bu hareketin öncüleri oldular. Onları bas yorumcusu olarak Ayhan Baran, soprano Ferhan Onat ve soprano Suna Korat izlediler. Enstrüman yorumcusu olarak piyanist Erdoğan Saydam, kemancı Ayla Erduran, Suna Kan, piyanist Ayşegül Sarıca, İdil Biret, Hülya Saydam, Verda Erman yurt içinde olduğu kadar yurt dışında da büyük ilgi gördüler. Günümüzde Gazi üniversitesi Müzik Bölümü Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi başta olmak üzere, belediye konservatuarları özel okullar, özel ve devlet bünyesinde kurulan korolar, amatör koro ve orkestraları ülkemizde tasavvuf, Türk sanat Müziği, halk müziğinin yanı sıra çok sesli müziğin benimsenip yaygınlaşmasında etkin olmuşlardır. |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Banned
![]() Üyelik tarihi: Feb 2008
Nerden: iStanßul
Mesaj Sayısı: 296
Konu Sayısı: 90
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 0
Rep Puanı: 65317
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Türkiye Müzik Kültürü Türkiye'nin kültürel yapısı, tarihinin derinliklerinden gelen çok zengin ve çeşitli kültürlerin birikiminden oluşmuştur. Türkiye, coğrafi konumu gereği Doğu, Batı, Ortadoğu, Akdeniz, İslam kültürü gibi farklı kültürlerin merkezindedir. Dünyanın en eski yerleşim bölgelerinden biri olan Anadolu, binlerce yıllık geçmişi ve tarihinde var olan bir çok farklı kültürün etkisiyle ender görülen kültürel zenginliğe sahiptir. Bu öylesine bir zenginliktir ki, birbirine çok yakın yerleşim bölgelerinde bile bu zenginliğin yarattığı kültürel farklılıkları görebiliriz. Genel kültürel yapıdaki bu zenginlik doğal olarak müzik kültürümüze de yansımaktadır. Türkiye coğrafyasında oluşmuş ve yaşayan "müzik türlerini" genel bir yaklaşımla üç başlık altında toplayabiliriz : 1-Geleneksel / Yerel Müzikler Geleneksel Müzik Kavramı : Genellikle ortak bir biçim içinde yaratılıp, üretildiği zamandan bugüne kadar yaşayan, bulunduğu yöre ve çevrelerde sevilerek sıklıkla çalınan, söylenen ve çoğunlukla anonim müziklerdir. Ülkemizde, yukarıdaki tanıma uygun özelliklerde, yerleşik kültürümüzün içinde üretilen ve yer alan, gelenekselleşmiş müzikleri, "dinsel" ve "din dışı" oluşlarına göre ikiye ayırabildiğimiz gibi, bunları "Halk Müziği / Yerel Müzik" ve "Osmanlı Müziği" başlıkları altında da inceleyebiliriz. Pek çok ortak yönleri bulunan bu iki öbekte yer alan yapıtları, "Çalgı müziği" ya da "Sözlü müzik" oluşlarına göre de sınıflayabiliriz. 2-Çağdaş Türk Sanat Müziği 3-Popüler Müzikler 4-Diğer Müzik Örnekleri |
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Banned
![]() Üyelik tarihi: Feb 2008
Nerden: iStanßul
Mesaj Sayısı: 296
Konu Sayısı: 90
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 0
Rep Puanı: 65317
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Geleneksel / Yerel Müzikler Halk Müziği / Yerel Müzik Bir yörenin yerleşik insanları tarafından üretilen, severek söylenen ve çalınan, o yöre insanının ortak yapıtı haline gelen ve kulaktan kulağa aktarılarak yaşatılıp günümüze kadar ulaşan müziklerdir. Bu müzikler yerel kültürlerin izlerini taşır ve yaratıcılarının adları çoğunlukla belirsizdir. Ülkemiz halk müziği, tarihin eski zamanlarından bugüne değin Anadolu ve Rumeli'de yaşamış bütün uygarlıkların, kendilerine özgü kültürel değerlerini biriktirerek ve yörelere göre kültürel farklılıkları içinde barındırarak oluşan ve sonuçta zenginlik ve çeşitliliği ile tüm dünyada ender görülen bir yapıdadır. Halk Müziğimiz, bölgesel özellikleri bakımından çok çeşitlilik ve farklılık gösterse de, genel bir sınıflama açısından : |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Banned
![]() Üyelik tarihi: Feb 2008
Nerden: iStanßul
Mesaj Sayısı: 296
Konu Sayısı: 90
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 0
Rep Puanı: 65317
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Istanbul - Rumeli Türküleri
KantoLar
Tangolar
Edirne Romanlari
Istanbul Laternasi
Rebetika
Ege Türküleri
|
|
|
|
|
|
#6 (permalink) |
|
Banned
![]() Üyelik tarihi: Feb 2008
Nerden: iStanßul
Mesaj Sayısı: 296
Konu Sayısı: 90
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 0
Rep Puanı: 65317
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Orta Anadolu Türküleri
Güneydogu Anadolu Türküleri
Dogu Anadolu Türküleri
|
|
|
|
|
|
#7 (permalink) |
|
Banned
![]() Üyelik tarihi: Feb 2008
Nerden: iStanßul
Mesaj Sayısı: 296
Konu Sayısı: 90
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 0
Rep Puanı: 65317
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Akdeniz, olmak üzere 7 bölge içinde toplanarak incelenebilir. Bununla birlikte, aynı bölge içinde yer alan kimi kent, merkez ya da yöreler arasında önemli farklar bulunabileceği gözden uzak tutulmamalıdır. |
|
|
|
|
|
#8 (permalink) |
|
Banned
![]() Üyelik tarihi: Feb 2008
Nerden: iStanßul
Mesaj Sayısı: 296
Konu Sayısı: 90
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 0
Rep Puanı: 65317
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Halk Müziği türleri Başlıca sözlü müzikler, türleri bakımından : Türkü, Koşma, Semâî, Varsağı, Mâni, Destan, Deyiş, Uzun Hava, Bozlak, Ağıt, Hoyrat, Maya, Boğaz (Gırtlak) Havası, Teke Zortlatması, Ninni, Tekerleme v.b. başlıklarını taşır. Bunlardan, belli bir ölçü ve ritmik yapıya bağlı kalmaksızın serbestçe ve doğaçlama biçiminde söylenenlere “Uzun Havalar”, bir ölçü ve ritmik yapıya bağlı olanlar ise “Kırık Havalar” başlığı altında toplanır. Her iki türün birarada kullanıldığı da olur. Başlıca çalgısal müzikler, oyun havaları ise : Halay, Bengi, Karşılama, Zeybek, Horon, Bar v.b isimlerle anılır. Halk Müziği Dizileri Türk Halk Müziği ezgileri, geleneksel Osmanlı Sanat Müziği ile aynı ses sistemine ve ezgi modüllerine sahip ise de, “Makam” adı verilen ezgi tipleri, Halk müziğinde, yörelere göre : Beşirî, Garip, Kerem, Misket, Müstezad v.b. gibi değişik isimler ile anılırlar. Halk Müziğinde Ritim / Ölçü Halk müziğinde kullanılan ritim kalıpları olarak 2/4, 4/4, 3/4 gibi basit, 5/8, 7/8, 9/8, 7/4, 5/4 gibi aksak, 8/8,10/8,12/8 v.b. gibi karma ölçüler kullanılmaktadır. Halk Müziği Kullanım Alanları Doğumdan ölüme kadar insan yaşamının sevinçli ya da hüzünlü tüm evrelerinde ve bir çok alanda halk tarafından çeşitli tür ve biçimde ezgiler yaratılmıştır. Türk Halk Müziği'nin oluşumunda ve yayılmasında, saz çalarak ezgiler, şiirler okuyan “Halk Ozanları”nın / “Aşık”ların / “Saz Şairleri”nin payı çok büyüktür. |
|
|
|
|
|
#9 (permalink) |
|
Banned
![]() Üyelik tarihi: Feb 2008
Nerden: iStanßul
Mesaj Sayısı: 296
Konu Sayısı: 90
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 0
Rep Puanı: 65317
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Geleneksel / Yerel Müzikler Osmanlı Müziği Adına bugün çoğu kez “Klâsik Türk Müziği” ya da “Türk Sanat Müziği” de denilen bu müzik türü, Osmanlı Devleti'nin kurulması, büyümesi ve güçlenmesine paralel olarak zenginleşmiş, olgunlaşmış, biçim / estetiğini geliştirmiş ve bir sanat müziği kimliği kazanmıştır. Bu müzik, din, aşk, ordu-savaş gibi bir çok konuda ürünler vermiş ve her biri kendi türlerini, biçimlerini, topluluklarını oluşturmuştur. Osmanlı Müziği, imparatorluğa katılan yeni ülkelerin değişik müzik kültürlerinden etkilenmiş, öğeler almış öğeler vermiştir. Ancak imparatorluğun gerileme ve çöküş sürecine girdiği 19.yy. başlarından itibaren bu sanat müziğinde de giderek bir sığlaşma ve gevşeme gözlenmektedir. Önceleri zengin makamlar ve usûller kullanırken, giderek bu anlayıştan uzaklaşmış ve kentin eğlence müziğine dönüşmüştür. Günümüze kadar süren bu gelişmede “şarkı” türü, adeta bütün türlerin yerini almış ve yaygınlaştıkça popülerleşmiştir. XIX. yüzyıl ortalarına değin notalamaya pek önem verilmediği için, bu alana giren pek çok yapıt unutulup yok olmuştur. Herhangi bir dönemde notaya alınarak günümüze ulaşabilenlerin sayısı, XV. yüzyıldan XVIII. yüzyılın sonuna dek bestelenenler, yaklaşık 3000, XIX. yüzyılda üretilenler ise yaklaşık 5000 kadar olmak üzere, toplam 8000 kadardır. Makam, usûl, biçim, seslendirme araçları ve yöntemleri bakımından, kökü çok eski dönemlere giden, kendine özgü birtakım kurallar çerçevesinde oluşan bu eserlere, XX. yüzyılın ilk çeyreğinde üretilen bir bölüm eser daha eklenebilir. O tarihten günümüze değin “Türk Sanat Müziği veya Klasik Türk Müziği” başlığı altında üretilmeye devam edilen ve giderek popüler formlara dönüşmeye başlayan müzik ise, Osmanlı müziğinin günümüz normlarına dönüşmüş uzantısı sayılabilir. Osmanlı Müziği bir sentezdir. Tarihin bir çok zenginliğini içinde taşır. Türklerle birlikte yaşayan Bizans, Rum, Acem, Arap, Yahudi, Ermeni gibi azınlıklarca da paylaşılarak birlikte oluşturulmuş ve Osmanlı Saray okulunda, Enderun'da en parlak devrine erişmiştir. Bu sistemi kullanan hiçbir ülke Osmanlının ulaştığı sanatsal seviyeye erişememiştir. Osmanlı Müziği, “makam birliği” esasına dayanan “Fasıl” düzeni içinde oluşturulmuş ve seslendirilmiştir. Fasıl : Aynı makamda bestelenmiş eserlerin, belli bir düzene göre sıralanarak yapılan dinletisidir. Tam bir Fasılda, hem ses ve hem de saz eserleri yer alır. Fasıl oluşturulurken eserlerin aynı makamda olması temel alınır ve tür ile şekillerine göre de belli bir sıralama yapılır. Bir makama ait fasılın oluşabilmesi için genellikle iki “Beste” ve iki “Semâî” bestelenmiş olmalıdır. Bunlar sözlü eserlerdir. Besteler “Murabba” ya da “Nakış” formundadır. Bir “Gazel”in iki beyiti üzerine bestelenen Murabba'lar “Terennüm”lü ya da “Terennüm”süz olabilir. Eserlerin güftesini oluşturan şiirin dizeleri dışında, usûle uygun, “ten, tenen, tenenen, ten nen ni” v.b. gibi anlamsız ya da “canım, ömrüm” v.b. gibi anlamlı sözcüklerle oluşturulan ezgilere “Terennüm” denir. Şiirin 1.,2. ve 4. dizeleri aynı ezgiye bağlanmıştır. 3. dizenin ezgisi ise farklıdır ve “Miyan Hâne” adını taşıyan bu bölümde, genellikle makam geçkisi ya da genişlemesi yapılır. Terennümlü Murabba'larda her dizeden sonra terennüme geçilir. Miyan Hâne'nin Terennümü farklı olabilir. Nakış'larda ise iki dize, birbirine bağlı bestelenir ve ardından, uzun bir Terennüm'e geçilir. Murabba ya da Nakış'larla aynı yapıda olan fakat “Semâî usûlle” ile bestelenen sözlü Semâîlerin ilki “Ağır”, ikincisi “Yürük Semâî” dir. Fasılda bunlara “Kâr”, “Şarkı” gibi sözlü eserler, “Taksim”, “Peşrev”, “Saz Semâîsi”, “Oyun Havası” gibi saz eserleri katılabilir. Böylece tam bir fasıl yapısı şu şekli alır : a) Herhangi bir sazla yapılan giriş Taksîm'i, b) Peşrev, c) Birinci Beste veya Kâr, d) İkinci Beste, e) Ağır Semâî, f) Şarkılar (Büyük usûllü ve ağır karakterliden küçük usûllü ve hızlıya doğru sıralanır), g) Yürük Semâî, h) Saz Semâîsi. “Kâr”, “Terennüm” öğesine geniş yer veren, büyük ustalık gerektiren bir sözlü eser türü olup, en gelişmiş biçimlerden biridir. “Şarkı”lar ise edebiyatımızda, halk türkülerinin etkisiyle ortaya çıkmış bir formdur. Şarkılar, dizelerden oluşur ve dizelerin sayısına göre değişik adlar alır. Küçük usûllerle bestelenir ve çok farklı yapılarda olabilir. Özellikle XIX. yüzyıldan sonra büyük ilgi görmüş ve öteki sözlü eser formlarını gölgede bırakmıştır. XX. yüzyılda ise, iyiden iyiye öne çıkmış, alışılmış yapıların dışına taşarak, “Fantezi” türüne dönüşmüş ve giderek popülerlermiş, başarılı pek az örneğin dışında, geleneksel sanat müziği alanındaki sığlaşmaya da bir ölçüde yol açmıştır. Osmanlı Müziğinde kullanılan saz eseri formlarından başlıcaları şunlardır : Peşrev : Genellikle “Darb-ı Fetih”, “Sakîl”, “Muhammes”, “Devr-i Kebîr” gibi büyük usûllerle, bazen de “Düyek” usûlü kullanılarak bestelenmiş, farklı ezgilerden oluşmuş, “Hane” adı verilen bölümler ile bunlar arasında pek değişmeden yinelenen “Mülâzime” bölümünden oluşmuş bir saz eseridir. Saz Semaisi : Peşrevlerle aynı yapıda olmasına karşın “Semâî” (6 zamanlı), “Aksak Semâî” (10 zamanlı) ve “Yürük Semâî” (6 zamanlı) usûller ile bestelenen saz eserleri olup “Saz Semâîsi” adını alır. Saz Semâîleri, fasılın sonunda, “Yürük Semâî”nin ardından seslendirilir. Taksim : Makamı tanıtma, yol gösterme, ısındırma ya da geçki amacıyla, tek çalgı ile, makam içinde, ancak bir usûle bağlanmadan, özgürce ve doğaçlama olarak seslendirilen ezgilere denir. Oyun havası : Oynamak (dans etmek) için bestelenmiş saz eseleridir. Usûller : 15 zamanlıya kadar olan usûllere “Küçük usûller”, 15 zamanlıdan büyük olanlara “Büyük usûller” denir. İki büyük usûlün birarada kullanılmasına “Darbeyn” adı verilir. Birkaç usûlün yanyana gelerek oluşturduğu usûl dizileri de vardır. Bunlardan biri, beş usûlden oluşan ve bir görüşe göre 60, başka bir görüşe göre de 120 zamanlı “Zencîr” usûlüdür. Küçük usûller içinde, 5,7,9 v.b. zamanlı olanlar, ya da “Aksak Semâî” gibi 10 zamanlı usûller, “Aksak usûller” başlığı altında toplanır. Asıl “Aksak” adını taşıyan zamanlar ise 2+2+2+3 biçiminde sıralanan usûldür. |
|
|
|
|
|
#10 (permalink) |
|
Banned
![]() Üyelik tarihi: Feb 2008
Nerden: iStanßul
Mesaj Sayısı: 296
Konu Sayısı: 90
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 0
Rep Puanı: 65317
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Osmanli Müziği örnekleri
|
|
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|