![]() |
|
|||||||
| Psikoloji Canınızı sıkan hertürlü olayı bu bölümde paylaşabilirsiniz... |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#31 (permalink) |
|
Ruhun Şad Olsun ATAM...
![]() Üyelik tarihi: Dec 2006
Nerden: Kalabalığın ortasından
Mesaj Sayısı: 12.440
Konu Sayısı: 2960
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 21353
Rep Puanı: 2133984
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
Ruh Hali:
|
Tekdüzeliğe mi Saplandınız? Yazar: Deborah Brown Sevmediğiniz bir işte mi çalışıyorsunuz? Değişime hazır mısınız?Pek çoğumuz, işimizde istediğimizden fazla süre kalırız; çünkü bundan sonra ne yapacağımızı tam bilemeyiz. Kendimize, yanıtı elbet bir gün bulacağımızı söyleriz. O zaman harekete geçeceğim, deriz. Ne var ki bu arada, saplanmış ve mutsuz bir şekilde, olduğumuz yerde kalırız. Sizi harekete geçirecek ideal işin ne olduğunu nasıl anlarsınız? Aşağıdaki basit adımları izleyin: 1. Ne yapmak istediğinizi yazın Yaptığınız işlerde hoşunuza giden ya da gitmiş olan 5 konuyu listeleyin. 2. Yapmaktan hoşlanmadığınız şeyleri yazın Yaptığınız işlerde hoşlanmadığınız 5 konuyu listeleyin. Bu çalışma, bir sonraki pozisyonunuzda ne yapmak istemediğinizi tam olarak gösterecektir. 3. İdeal işinizi yaratın Bir sonraki işinizi yaratmak için öğrendiklerinizi kullanın. Tam olarak ne yapıyorsunuz? Kendi işinizi mi, yoksa kendi departmanınızı mı yönetiyorsunuz? Hangi ürün ve hizmetleri satıyorsunuz? Çalışma saatleriniz 09:00-18:00 mi, yoksa daha mı uzun? 4. Pazarı araştırın Girmek istediğiniz alanda kiminle konuşabilirsiniz? Kalpten yapmak istediğiniz işi şu anda hangi firmalar yapıyor? Eğlenin ve gerçek sizi bulmak için acele etmeyin. 5. Planınızı yapın Bir sonraki işinize ne zaman geçeceksiniz? Diğer işe tam zamanlı çalışırken mi başlayacaksınız? Yeni girişiminize daha çok zaman ayırabilmek için yarı zamanlı bir iş mi bulacaksınız? Ya da bir atılım yapıp (pek çok insanın yaptığı gibi) yeni işinize tam zamanlı olarak mı başlayacaksınız? Her şeyi tartın: finansal kaynaklarınız, mevcut yaşam standardınız, nerede yaşadığınız, vb. Önemli olan şu ki, olmasını istediğiniz bir şey için ilk adımı atıyorsunuz. 6. Neden başarılı olacağınıza dair sebepler bulun Sevdiğiniz bir işte neden başarılı olamayacağınıza dair her zaman bir sebep bulunur. Peki ya işin öbür tarafı? Neden başarılı olacağınıza ve neden her şeyin çok iyi gideceğine dair sebepler? Olumsuz düşünceyi bir yana bırakın! Neden başarılı olacağınıza odaklanın ve bu net hedefin gerçekleşmesini seyredin. 7. Harekete geçtiğiniz için kendinizi ödüllendirin İşinizi değerlendirip bir şeylerin değişmesi gerektiğine karar vermek hiçbir zaman kolay değildir. Bazı değişiklikler çabuk olur; bazıları yavaş gerçekleşir. İlerleme hızınız ne olursa olsun, attığınız adımlar için kendinizi ödüllendirin.
__________________
''Bilelim ki milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar.'' Mustafa Kemal ATATÜRK
|
|
|
|
|
|
#32 (permalink) |
|
Ruhun Şad Olsun ATAM...
![]() Üyelik tarihi: Dec 2006
Nerden: Kalabalığın ortasından
Mesaj Sayısı: 12.440
Konu Sayısı: 2960
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 21353
Rep Puanı: 2133984
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
Ruh Hali:
|
Elbette “Hayır” Diyebilirsiniz Yazar: Rachelle Disbennett-Lee “Hayır” demek tamamen normal bir şeydir. Buna izniniz var. Pek çok insan, “Hayır” diyerek başkalarını hayal kırıklığına uğratmak istemez. İşleri son derece yoğun da olsa ricayı kabul etmeye eğilimlidirler. Bazen, herkesi hoşnut etme ihtiyacı duyanlar, yalnızca karşılarındakine hoş görünmek kendi çıkarlarına uymuyor da olsa bir şeyi yapmayı kabul ederler. Hayır demek isterken ya da bunu söylemeye ihtiyaç duyarken evet demek, başkalarına öncelik vermenin bir yoludur. Aslında başkalarını kırmak istemiyoruzdur; ama kendimize aşırı iş çıkardığımızda ya da yapmak istemediğimiz ya da yapmaya vaktimizin olmadığı bir işe evet dediğimizde, kendimizi kırmış oluruz. Yapmayı istemediğiniz şeylere “Hayır” demek, bir tür kendi kendine tedavidir. Yapmayı istemediğiniz şeylere “Hayır” demek, yapmayı istediğiniz şeyler için zaman kazandırır. Evet dediğimiz her sefer, başka bir şeye hayır deriz. Yapmak istemediğimiz şeylere evet dersek, aslında yapmak istediğimiz şeylere hayır demiş oluruz. Yapmak istemediğimiz şeylere evet diyerek, yaşamlarımızı bize hizmet etmeyen, enerjimizi tüketen ve mükemmel bir yaşam için bize destek olmayan işlerle doldururuz. Bir ricayı geri çevirdiğimizde, uzun açıklamalar yapmak zorunda değiliz. Yalnızca “Hayır” deyin. Doğrudan söyleyin; kibar davranın ve özür dilemeyin. “Hayır” demek normaldir ve bir nedeni olmamasının sakıncası yoktur. Özür, kanıt ya da başka bir şeye ihtiyacınız yoktur. Yalnızca hayır demek ve konuyu orada bırakmak yeterlidir. Yalnızca “Hayır” deyin; böylece gerçekten yapmak istediğiniz şeylere “Evet” diyebilirsiniz. Söylediğiniz her “Evet” ile, başka bir şeye “Hayır” dersiniz. Yapmak istemediğiniz bir şeye “Evet” derseniz, aslında yapmak istediğiniz bir şeye “Hayır” demiş olursunuz. Unutmayın, bu sizin hayatınızdır. Onu istemediğiniz şeyler yaparak mı, yoksa size neşe ve mutluluk veren, toplam memnuniyetinize katkıda bulunan işlerle ilgilenerek mi geçirmek istersiniz? Hemen bugün “Hayır” demeyi deneyin. İstemediğiniz şeyler için söz vermemenin ve yaşamda istediğiniz şeylere zaman ayırmanın nasıl bir şey olduğunu görün.
__________________
''Bilelim ki milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar.'' Mustafa Kemal ATATÜRK
|
|
|
|
|
|
#33 (permalink) |
|
Aslanlar Tayfası
![]() Üyelik tarihi: Mar 2007
Nerden: Galatasaray Saltanatından
Mesaj Sayısı: 3.479
Konu Sayısı: 9
Rep Gücü: 5370
Rep Puanı: 536516
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
Ruh Hali:
|
mükemmel bir yazı kbs teşekkürler hayır demesini öğrendiğim anda hayatım olumlu yönde değişti.
__________________
Ben Türküm Kıvırmayı Bilmeyebilirim, Ama Şahinin Yuva Yapamadığı Yerlerde Ölümle Dans Etmesini İyi Bilirim..... |
|
|
|
|
|
#34 (permalink) |
|
Ruhun Şad Olsun ATAM...
![]() Üyelik tarihi: Dec 2006
Nerden: Kalabalığın ortasından
Mesaj Sayısı: 12.440
Konu Sayısı: 2960
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 21353
Rep Puanı: 2133984
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
Ruh Hali:
|
Yazar: Michael Tipper Çoğu kişi için hafızayı en çok zorlayan konu, tanıştığı insanların isimlerini hatırlamaktır. Pek çok çalışan, isimleri asla hatırlayamadığından, oysa o yüzü daha önce gördüğüne emin olduğundan yakınır. Bu neden olur? Bildiğiniz gibi beyin, resimler halinde düşünür. İnsan yüzü de bir resim olduğundan, bu yüzü tanımanız çok doğaldır. Ama, kişinin ismi nedir? Birinin ismini hatırlamakta zorluk çekmenizin temel nedeni, büyük olasılıkla, ismi daha ilk başta doğru duymamış olmanızdır. Genellikle tanıştırmalar, özellikle de tanıştırılacak çok insan varsa, alelacele olur. Çoğu kişinin dikkati, kendi ismini doğru söylemek ya da doğru bir tutuşla el sıkışmak gibi noktalara yoğunlaşmıştır. İsmi daha ilk anda doğru anlamamışsanız, onu hatırlamayı nasıl bekleyebilirsiniz? Aşağıdaki ipuçları size yardımcı olacaktır: 1. Biriyle tanıştırıldığınızda yüzüne iyice bakın ki bu görüntü beyninize kazınsın. 2. İnsanlar isimlerini söylediklerinde, “Ahmet, seninle tanışmak büyük bir zevk” ya da “Vedat Bey, Aldoks’a hoş geldiniz” gibi bir ifadeyle ismi onlara tekrarlayın. Bu yöntem, toplumsal becerilerinizi geliştirmenin güzel bir yoludur. 3. Sıradışı isimlerin yazılış ve okunuşunu netleştirerek ismi doğru anladığınızdan emin olun. (Elbette, bunu yapmanız kibarlığınızın bir göstergesidir.) Böyle bir davranışta bulunmaktan dolayı kendinizi rahatsız hissetmeyin. Tanıştığınız kişi, bu soruyu sorma zahmetine katlanmanızdan gurur duyacaktır. 4. Katıldığınız bir toplantı esnasında, daha önce tanıştığınız insanların her birine bakarak ve nasıl anıldıklarını hatırlayarak isimlerini içinizden tekrar edin. Onlarla ya da onlar hakkında konuşan diğer kişileri dinlemek, boşlukları doldurmanıza yardımcı olacaktır. 5. Bu insanlarla olan diyaloglarınız esnasında, onlara hitap ederken ya da onlara gönderme yaparken isimlerini kullanın. Örneğin, “Peki Filiz, bu konuda sen ne düşünüyorsun?” ya da “Epey ilginç bir noktaya parmak bastın Oya” diyebilirsiniz. 6. Biriyle tanıştırılmışsanız, toplantı bitttiğinde o kişiye veda etmek çok kibar bir davranış olacaktır. Bu elbette, bir kez daha pekiştirmek adına karşınızdakinin ismini kullanmak için bir başka fırsattır. “Zekai Bey, sizinle tanışmak bir zevkti. Ne yazık ki, rahatsızlığınızla ilgili konuşacak zamanımız olmadı,” gibi bir ifade kullanabilirsiniz. 7. Veda ederken, daha sonra da görüşmek isteyebileceğiniz bir ya da iki kişi olabilir ve ayrılık anı, kartvizit alışverişi için iyi bir fırsattır. Kartı aldığınızda, kişinin adını ilk kez yazılı olarak göreceğinizden, iyice inceleyin. Böylece, isim konusunda bir başka dayanak noktanız daha olur. 8. Toplantıdan sonra, tanıştığınız insanlar hakkında notlar alın. Bu notu size verilen kartvizitin arkasına yazmanızı tavsiye ederiz. Daha sonra, isimleri uzun süreli hafızanıza gerçek anlamda kaydetmek için tuttuğunuz notların üzerinden geçin. Yalnızca bu adımları izleyerek tanıştığınız her kişiyi hatırlama olasılığınızı en az % 50 artırırsınız. Bu biraz çaba ister. Ayrıca, bu işi bu şekilde yapmanın yararları ile isimleri unutmaktan kaynaklanan sorunları iyice tartmanız gerekir.
__________________
''Bilelim ki milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar.'' Mustafa Kemal ATATÜRK
|
|
|
|
|
|
#35 (permalink) |
|
Ruhun Şad Olsun ATAM...
![]() Üyelik tarihi: Dec 2006
Nerden: Kalabalığın ortasından
Mesaj Sayısı: 12.440
Konu Sayısı: 2960
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 21353
Rep Puanı: 2133984
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
Ruh Hali:
|
Dinlemenin aslında ne kadar önemli olduğunu hiç düşündünüz mü? Uyumadığımız zamanın yüzde 80´ini iletişim kurarak, bunun yüzde 45´ini de başkalarını dinleyerek geçiriyoruz. Bazen taraf tutma önyargıya dönüşebilir. Sırf karşımızdakini yaşı, aksanı, mesleği ya da pozisyonu nedeniyle dinlemiyor olabiliriz. Kendinize önyargılarınızın dinlemenizi etkileyip etkilemediğini sorun. Herkese karşı adil olmalı, önyargılarınızın karşınızdakini dinlemenizi etkilemesine izin vermemelisiniz. Dinleme sizce nedir? Karşınızdaki konuşuğu sırada beklerken yaptığınız şey mi? Dinleme sessiz kalmak ve duymaktan çok öte bir şeydir. Dinleme konusunda uzman Dr. Lyman K Steil dinlemenin dört aşamadan olan bir süreç olduğunu söylüyor. Önce mesajı duyarız, yorumlarız, değerlendiririz ve cevap veririz. Araştırmalar gösteriyor ki birçoğumuz söylenenlerin yaklaşık olarak yüzde 50´sini anlıyor, değerlendiriyor ve aklında tutuyor. İki gün sonra ise bunların sadece yarısını hatırlıyoruz. Yani sonuç olarak söylenenlerin sadece yüzde 25´ini idrak edip akılda tutuyoruz. İş yaşamında verimli dinlememe hem maddi hem manevi zararlara yol açabiliyor. Yanlış dinleme yüzünden kaybedilen zamanı ve tekrar yapılan işleri düşünün. İlişkide olduğumuz insanları verimli bir şekilde dinlememe ya da dinlemeyen insanlarla ilişkide olma, kişisel yaşamımızda da zararını görebileceğimiz bir durum. Hepimizin fikirlerimizi, ideallerimizi ve duygularımızı paylaşacak insanlara ihtiyacı vardır. Aksi taktirde yalnız ve izole edilmiş olduğumuzu hissetmeye başlarız. En iyi arkadaşlıkların temelinde iyi bir dinleyici olma yatar. Dinleyen insanlara daha fazla yakınlık duyarız çünkü onlar bizi dinler ve destekler. Neden dinlemiyoruz? Eğer karşımızdakini dinleme bu kadar önemliyse neden daha iyi dinleyiciler olamıyoruz? Dinleme zorluğu çekmenin altında yatan neden aslında fizyolojik. Dakikada 400-600 kelime dinleme kapasitesine sahipken konuşma kapasitemiz yaklaşık 125 kelime. Bu da bize karşımızdaki kişi konuşurken başka şeyler düşünme fırsatı veriyor. İyi bir dinleyici olmamamızın en önemli nedenlerinden biri de yetersiz eğitim. Okullarda çocuklara okuma, yazma ve konuşma öğretiyoruz. Yetişkinler hızlı okuma, topluluk önünde konuşma gibi kurslara katılıyorlar. İletişimi artırmak için yaptığımız bunca çabanın yanında, iletişimin en önemli unsurlarından biri olan dinlemeyi nedense unutuyoruz. Başka bir neden de karşımızdakinin beklentisini yanlış anlamamızdan kaynaklanıyor olabilir. Bazen karşımızdakini dinlemek istemeyiz çünkü problemlerini çözmemizi istediklerini zannederiz. Elbette ki bunun geçerli olduğu durumlar da vardır. Yakın çevreniz maddi ya da manevi problemlerinde sizden yardım isteyebilirler. Ya da işyerindeki çalışma arkadaşınız onu desteklemenizi isteyebilir. Ancak genelde insanlar sadece fikirlerini ve duygularınız bizimle paylaşmak isterler. Tek istedikleri onları anlamamızı ve neler yaşaklarını bilmemizdir. Ünlü yazar ve psikolog Leo Buscaglia, bu durumu şu cümlesiyle açıklar: “Beni dinlemeni istediğimde, bana öğüt vermeye başlıyorsun, senden istediğimi yapmamış oluyorsun.” Bazen insanlar sadece onu dinlememizi isterler, fazlasını değil. Kendimizi karşımızdakinin yerine koyarak onun neler hissettiğini anlamak empati göstererek dinleme olarak bilinir. Karşımızdakinin ne hissettiği hakkında düşündüklerimizi söylemek onu dinlediğimizi ve anladığımızı gösterir. İşinde terfi alan çalışma arkadaşınıza “Çok heyecanlı olmalısın” demeniz gibi... Dinleme stilinizi çeşitlendirin İyi bir dinleyici olmadan önce esnek bir dinleyici olmanız gerekiyor. Başka bir deyişle konuşmacıya, konuya ve duruma göre değişik dinleme tarzlarının olması çok önemli. Dinleme nedeniniz nedir? Nedeniniz dinleme tarzınızı da belirleyecektir. Zevk için mi, fikir alışverişi için mi, bilgileri değerlendirmek için mi yoksa empati göstermek için mi dinliyorsunuz? Bunlar dinlemenin dört ana nedenidir. İşinizle ilgili bir semineri televizyonda seyrettiğiniz bir show programını izler gibi seyrediyorsanız, o seminerden fazla yarar sağlayamayabilirsiniz. Aynı şekilde pahalı bir satın alma için satış elemanını, arkadaşınızın problemleriniz dinler gibi dinlemezsiniz. Siz nasıl bir dinleyicisiniz? Dinleme alışkanlıklarınıza bir göz atmak iyi bir dinleyici olmanın ilk adımıdır. Birçoğumuz dinlerken pek çok hata yapıyoruz. Bu nedenle aşağıdaki hatalardan birçoğunu kendinizde görürseniz şaşırmayın. Taraflı dinleyici Taraflı dinleyici aslında dinlemez. Sadece susmuştur ve ne söyleyeceğini düşünüyordur. Karşı taraf ne derse desin onun kafasında söyleyecekleri bellidir, sadece onları toparlamaya çalışıyordur. Kafası dağınık dinleyici Hepimiz değişik zamanlarda bu kategoriye gireriz. Kafası dağınık dinleyiciler, iç ve dış etkenlerin araya girip karşısındakini dinlemesine engel olmasına izin verirler. Ancak iyi bir dinleyici önce kendini hazırlar ve konuşmacının söylediklerine odaklanır, dinlemeye engel olacak herhangi bir şeyin konuyu bölmesine izin vermez. Eğer böyle bir ortam mümkün değilse, konuşmayı başka bir zamana ertelemelisiniz, böylece karşınızdaki sadece kendisine yöneltilecek, gereken ilgiyi almış olur. Dinlemeyi engelleyen dış bir etkense, bunu halletmek iç etkene göre daha kolaydır. Konuşmayı bölecek ortamdan uzaklaşarak sessiz bir odaya geçerseniz kolayca bu problemi halletmiş olursunuz. Sabırsız Dinleyici Bu tür dinleyiciler genellikle karşısındakinin sözünü durmadan kesen, söyleyeceklerini tamamlamalarına izin vermeyen dinleyici türüdür. Bu tarz bir dinlemeyi alışkanlık haline getirmek çok kolaydır. Eğer insanların yavaş konuşmaları sizi çok fazla rahatsız ediyorsa, siz de büyük ihtimalle sabırsız bir dinleyicisiniz demektir. Sabırlı bir dinleyici olmak istiyorsanız, karşınızdakinin söylediklerini bölmemeye çalışın. İlk başlarda çok zor gelebilir, ancak iletişimin daha verimli olduğunu göreceksiniz. Unutmayın, siz insanlara bu nezaketi gösterirseniz onlar da sizi dinleyeceklerdir. Pasif Dinleyici Pasif dinleyici dinlemenin aktif bir süreç olduğunun farkında değildir. Böyle bir dinleyiciyle karşı karşıyaysak, onun söylediklerimizi anlayıp anlamadığından hiçbir zaman emin olamayız. Çünkü söylediklerimiz konusunda ya hiç ya da çok az yorum veya geribildirim alırız. Bu da birçok iletişim problemine yol açabilir. Pasif dinleyiciyle telefon konuşması, yüz yüze konuşmadan daha da zordur. Genellikle söylediklerinizden sonra derin bir sessizlik olur. Eğer telefonda konuşurken, karşı taraftaki “Orada mısın?” diye soruyorsa iletişiminizde problem var ve dinlediğinizi karşı tarafa hissettiremiyorsunuz demektir. Eğer pasif dinleyici olma eğiliminiz varsa, karşınızdakine daha fazla dinlediğinizi gösterin ve söylediklerine cevap vermeye çalışın. Yüz yüze konuşmalarda, hafifçe öne eğilin, göz kontağı kurun, gerektiği yerde başınızı sallayarak onaylayın ve gülümseyin. Hem yüz yüze konuşmada hem telefon konuşmanızda, ara sıra konuşulanları dinlediğinizi gösterecek onaylama kelimeleri kullanın. Dinleme yeteneğiniz gelişmiş mi? Dinleme yeteneğinizin biraz gelişmesi gerektiğini düşünüyor olabilirsiniz. Bu alışkanlıklarınızı bir gecede değiştiremeyeceğiniz için, daha iyi bir dinleyici olmak istiyorsanız hayatınız boyunca biraz çaba göstermelisiniz. Unutmayın ki, dinleme, önemli bir iletişim aracıdır. Hiçbirimiz mükemmel bir dinleyici olamasak da, dinleme yeteneğimizi olabildiğince geliştirebiliriz. Berna Çetin Kariyer.Net
__________________
''Bilelim ki milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar.'' Mustafa Kemal ATATÜRK
|
|
|
|
|
|
#36 (permalink) |
|
Ruhun Şad Olsun ATAM...
![]() Üyelik tarihi: Dec 2006
Nerden: Kalabalığın ortasından
Mesaj Sayısı: 12.440
Konu Sayısı: 2960
Takım: Galatasaray
Rep Gücü: 21353
Rep Puanı: 2133984
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
Ruh Hali:
|
Beyninizi İyi Programlayın İnsan beyni biyolojik bir bilgisayardır. Zeka ve hafızası güçlü insanlarla sıradan insanlar arasında zihinsel bilgisayarlarında çok az fark vardır. Ancak başarılı insanlar beyin bilgisayarlarını kullanmayı iyi bilmektedirler. Yaşadığımız olaylar, heyecanlarımız beynimize protein olarak şifrelenir. 2-3 gün sonra aynı olayları heyecanları ile birlikte hatırladığımızda beynimiz o bilgileri kayıtlı odacıktan yani disketten okur ve biz anlatmaya başlarız. Bütün bu bilgiler kimyasal ve elektriksel olarak kodlanmaktadır. İşte beynini iyi kullanan insanlar beyinlerindeki kimyasallara saygılı davranan insanlardır. Şu unutulmamalıdır. Beyinde bilgi akışı kimyasal ve elektriksel ileti ile olmaktadır. Beyindeki Hard diskin manyetik parçacıkları da kimyasal maddelerdir. Bu kimyasalları iyi kullanım için bazı altın kurallar: 1-Kötü belleğin birinci sorumlusu dikkatsizliktir. Düşünceyi yoğunlaştırabilen insanlar bilgileri zihinlerine kazırlar. Dikkat edilmeden yazılmış bilgiler kuma yazılmış gibidir hemen silinir. 2-Kötü belleğin ikinci sorumlusu özgüven azlığıdır. İnsan beyninde biyolojik bir saat vardır. Eğer o saate bilerek ve inanarak sabah 07:00 ‘de kalkacağınızı söylerseniz öyle programlanmış olursunuz. Sabah 07:00’da kalmanız kesinleşir. Kolumuzdaki saate güvendiğiniz kadar hafızamıza güvenirsek o bizi yanıltmaz. 3-Kötü hafızanın üçüncü sorumlusu önem vermemektir.Unutulan bilgiler genellikle o kişi tarafından önemsenmeyen bilgiler olacaktır.Unuttum demek mazeret olamaz o konuya önem vermediğimiz anlamına gelir. 4-Kötü hafızanın bir sorumlusu da akılda tutma tekniğini bilmemektir. Örnek vermek gerekirse araba, kuş, mavi, lale kelimelerini akılda tutmak istiyorsunuz. Doğrudan ezberlerseniz unutulacaktır. "Mavi arabanın üzerindeki kuşun ağzında lale var” olarak tasavvur ederseniz unutmayacaksınız. 5-Kötü belleğin önemli bir sebebi de bilgilerin kullanılmamasıdır. İnsan beni “Ya kullan ya kaybet” kuralı ile çalışır. Bilgiler tekrar edilirse pekişecektir. Yazılı bilgelere ulaşmak kolaylaşacaktır. Yazarı : Prof. Dr. Nevzat Tarhan Kaynak : Mmemory center
__________________
''Bilelim ki milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar.'' Mustafa Kemal ATATÜRK
|
|
|
|
![]() |
| Tags: kisisel gelisim |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|