![]() |
|
|||||||
| Tarihsel kişilikler Tarihsel kişileri paylaştığımız bölümümüz... |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Süper Tayfa
![]() Üyelik tarihi: Dec 2006
Mesaj Sayısı: 17.131
Konu Sayısı: 4152
Takım: Beşiktaş
Rep Gücü: 25857
Rep Puanı: 2583827
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
Ruh Hali:
|
Bir Kadın Casus : Mata Hari [Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Linkleri Görebilir. Üye Olmak İçin Tıklayın...] 1876'da Hollanda'da orta sınıf bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Mata Hari’nin gerçek ismi Margareta Zelle’dir. Ailesi tarafından rahibe okuluna gönderilen Mata Hari belli bir süre buruda okuduktan sonra bir İskoç kaptana âşık oldu ve onunla evlendi. Doğu Hint Adaları'na kocasıyla birlikte giden Zelle, daha sonra ondan boşandı. Gizemli Doğu Hint danslarını kullanarak Mata Hari (Cava dilinde 'Şafağın Gözü' anlamına geliyordu) olarak anılmasına yol açan ünü elde etti. Pekçok hükümet yetkilisi onun danslarını izliyor ve o da bu sayede önemli isimlerle ilişki kuruyordu. I. Dünya Savaşı sırasında Almanlar onu kadrolarına aldılar. Fransa karşı casusluk teşkilatı bir süre sonra onun Almanlar hesabına çalıştığını anladı. Fransızlar Zelle'ye iki taraflı çalışması teklifinde bulundular. Zelle de bunu kabul etmiş göründü, ancak Fransızlar ona güvenmiyordu. Bu yüzden Mata Hari'yi denemek için Belçika'ya altı Fransız ajanla ilişki kurması için gönderdiler. On beş gün içinde bu altı ajanın tamamı da Almanlar tarafından yakalandı ve kurşuna dizildi. Bu olay, altı ajanın hayatına malolsa da hiçbir zaman Mata Hari'ye güvenilmeyeceğini göstermesi bakımından önemliydi. Hari, Almanlar tarafından da artık benimsenmediği için Fransa'ya dönmek zorunda kaldı. Fransızlar cephelerdeki yenilgilerini bu kadının üzerine attılar. Oysa Zelle'nin daha sonra kendisini dünyanın en ünlü casuslarından biri haline getirecek kadar önemli biri olmadığı söyleniyordu. Fransızlar propagandalarından vazgeçmediler ve 1917 yılında Hari'yi kurşuna dizdiler. Alıntı: 1917 yılının sonbaharında, Fransız askeri mahkemesi Mata Hari adıyla bilinen bir dansözü ölüme mahkum etti. Alman Reich'ına hizmet etmekle suçlanan kadın, 15 Ekim'de Vincennes'te kurşuna dizildi. Suçlu muydu, değil miydi? Casus muydu, piyon muydu? Bu soru tarihi bir tartışma olarak gelenekselleşti. Erkek fantazileri, çoğul kültürlü imaj üreticileri Mata Hari adını "dişi şeytan" klasiklerini destekleyen efsanevi bir figüre dönüştürdüler. Mata Hari 7 Ağustos 1876'da Hollanda'nın Leeuwarden kentinde dünyaya geldi. Ailesi ona Margaretha Zelle adını verdi. Zengin bir ailenin çocuğuydu. O ve kızkardeşi tam bir burjuva hayatı içinde yetiştirildiler. Genç Margaretha'nın en büyük özelliği hayal gücüydü. Daha ilk gençliğinde hayatı "yaşamayı" seçmişti. Ekzotik bir artalan ile erişkinliğe ulaşmayı istiyordu. 11 Temmuz 1895 yılında daha 18 yaşındayken kendisinden yirmi yaşa büyük bir subay olan Campbell MacLeod ile evlendi. 30 Ocak 1896'da ise bir erkek çocuk dünyaya getirdi. Çocuğun adını Norman John koydular. Dört ay sonra MacLeod'un mecburi askeri hizmeti yüzünden ailecek Java'ya taşınmak zorunda kaldılar. Margaretha Zelle MacLeod için kritik bir dönemdi. Oğlu hastalıktan ölmüştü. Margaretha ise bir kız çocuk dünyaya getirdi o acılı günlerde. Kocası ona şiddet uyguluyor, evde terör estiriyordu. Evlilik hayatı Margaretha için bitmişti. Bir gün herkesin başını döndürecek egzotik dansların kraliçesi olacak kadın, böyle bir hayattan atlayacaktı sahnelere. Margaretha ilk olarak çok özlediği Hollanda'ya döndü. 1906'da evliliğini yasal olarak da bitirdi. Kızını eski eşine bıraktı ve kendi hayatına yelken açmaya karar verdi. Kendini keşfetmek için dünyayı dolaşmayı istiyordu. Amsterdam, Berlin, Paris ve Viyana'ya gitti. Mata Hari (Şafağın Gözü) takma adıyla dans etmeye başladı. Kısa bir süre içinde eğlence ve şarabın eksik olmadığı masaların baş konusu haline geldi. Gerçek bir seks sembolü, başına buyruk bir kadın olduğu söyleniyordu. Mata Hari'nin parlak hayatı I. Dünya Savaşı'nın patlamasıyla değişti. Genç kadın tutunacak bir kent arayışı içinde kıtayı bir baştan bir başa katetti. Herhangi bir plan ya da hedefi olmaksızın seyahat ediyordu. Bu seyahatler sırasında çeşitli kademelerden subaylarla tanıştı. Gizli servislerle ilişkisi de bu küçük aşk vakalarıyla başladı. Bu dönemdeki ilişkilerine dair tam bir kanıt hiç bulunamadı, rivayetler, spekülasyonlar hala dağ gibi. Zaten davası sırasında konuşan şahitlerin de söyledikleri şaibeli ve çelişkiliydi. Araştırmaların büyük bir kısmı, Mata Hari'nin çift taraflı çalışan ve kişisel yakınlıklara dayalı olarak çeşitli gizli servislere bilgi sağlayan bir casus olduğunu gösteriyor. [Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Linkleri Görebilir. Üye Olmak İçin Tıklayın...] Macar Mata Hari, Türk elçiyi baştan çıkardı mı İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanlar için casusluk yaptığından kuşkulanılan Macar asıllı İngiliz Lady Effingham’ın, aralarında Türk büyükelçisi Tevfik Rüştü Aras’ın da bulunduğu diplomatları baştan çıkarmaya çalıştığı ortaya çıktı. MI5’ın yeni açıklanan belgelerine göre aynı zamanda Polonyalı bir silah tüccarının sevgilisi olan kadın, bir takım imkanlara sahip olmak için bedenini sunmaktan çekinmiyordu. İNGİLTERE, İkinci Dünya Savaşı sırasındaki Türk büyükelçisi Tevfik Rüştü Aras’ın da adının geçtiği bir casusluk skandalını konuşuyor. MI5 istihbarat servisinin açıklanan arşiv belgelerine göre, Polonyalı bir silah tüccarının sevgilisi olan Macar asıllı Malwina Gertler, İngiliz aristokratla yaptığı evlilik sayesinde üst düzey yabancılarla yakınlık kurma fırsatı buldu. İngiliz basını kadının o dönemde Türkiye’nin Londra büyükelçisinin de aralarında bulunduğu diplomatları baştan çıkarmaya çalıştığını öne sürdü. Hürriyet ulaştığı arşiv belgelerinde Tevfik Rüştü Aras’ın ismini dönemin Londra büyükelçisi olarak tespit etti. Gertler, İspanyol iç savaşına silah satan Polonyalı Edward Stanislas Weisblatt’ın sevgilisi olduğu halde 1938 yılında Effingham kontunun büyük oğlu ile evlendi. Bu evlilik tamamiyle ’iş amacıyla aranje’ edilmiş bir evlilikti. Polonyalı sevgiliden gelen para sayesinde kadın hem İngiliz vatandaşı, hem de asalet ünvanına sahip olmuştu. Gertler İngiltere’de, sevgilisi ise Nazilerin işgal ettiği Fransa’da kalmış, geri dönememişti. Belgelere göre Lady Effingham, adeta ikinci bir Mata Hari gibi davranmıştı. Yetkililer Lady Effingham’ın Londra sosyetesindeki "egzotik" ilişkileri gözönüne alındığında bir casus olduğu konusunda ikna olduklarını düşünmüşlerdi. Lady Effingham’ı sosyal yaşamı içinde tanıyan Lord Cottenham adlı tanık, "O dikkati çekmeyen başıboş herhangi bir Çingene kızı değildi, çok seksi bir kadındı" diyordu. 1938 yılında çok yakında MI6 Başkanı olması beklenen Stewart Menzies’e kadının ajan olabileceğine dair ihbar gelmişti. Bu da kadının genel tutum ve davranışına bağlanmıştı. MI5’e göre, Lady Effingham dönemin Sovyetlerin Londra Büyükelçisi Ivan Maisky ile ’senli benli’, Türk Büyükelçisi Tevfik Rüştü Aras ile de ’samimi ve dostane’ bir ilişki yaşıyordu. ŞANSLI MATA HARİ Mısır’ın Londra Temsilcisi Nüshet Paşa ile de sık sık bir araya geldiği söylenen kadının, ’en yakın dostluğu’ ise Suriye Kralı olmaya çalışan Prens Habib Lütfullah ile yaşadığı öne sürüldü. Savaş Dairesi’nde görevli binbaşı Mitchell ve Churchill’in oğlu Randolph’un Macar aşçısı da kadının yakın çevresinde yer alıyordu. Weisblatt’ın Alman ajanı ya da çifte casus olup olmadığı bilinmiyor. MI5’dan Maxwell Knight, kadının doğrudan ya da dolaylı olarak Almanlar için çalışıyor olabileceğine işaret ederken, Lady Effingham 1941 yılında gözaltına alındı. Yeterli kanıt olmadığından üç ay sonra serbest bırakıldı. Kadın, Fransa’daki sevgilisiyle diplomat kuryeleri aracılığıyla haberleştiğinden İngiliz istihbaratı, aleyhinde kanıt olabilecek bir şey bulamamıştı. 1945 yılında Lord Howard’tan boşanan Malwina Gertler, hayatının geri kalan kısmını göç ettiği Avustralya’da geçirdi. Moda kitaplarındaki şifreler İNGİLİZ arşivlerinde saklı sırlara göre, Almanlar İkinci Dünya Savaşı boyunca moda kitaplarını gizli haberleşme aracı olarak kullandı. Kitaptaki resimlerin içine mors alfabesiyle gizli mesajlar yazılarak İngiliz yetkililerinin uyguladığı sansür delinerek çok önemli sırlar yerlerine ulaştırıldı. 1942 yılında iki Alman ajanın sorgulamasına kadar İngiliz istihbarat servisi MI5 mors alfabeli mesajlardan hiç haberdar değildi.
__________________
![]() |
|
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|