ForumTayfa  

Go Back   ForumTayfa > Gündem > Türkiye Gündemi

Türkiye Gündemi Türkiye gündeminden haberler, yorumlar, enson gelişmeler...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 17.06.07, 14:22   #1 (permalink)
Süper Tayfa
 
Sevgisun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: Dec 2006
Nereden: Kemalizm Yaşam Biçimimdir
Mesaj Sayısı: 9.488
Konu Sayısı: 1343
Takım: Beşiktaş
Rep Gücü: 6381
Rep Puanı: 636874
Rep Derecesi : Sevgisun 0-1000000Sevgisun 0-1000000Sevgisun 0-1000000Sevgisun 0-1000000Sevgisun 0-1000000Sevgisun 0-1000000Sevgisun 0-1000000Sevgisun 0-1000000Sevgisun 0-1000000Sevgisun 0-1000000Sevgisun 0-1000000
Ruh Hali:
Exclamation Bilmeyenler için Kıbrıs Gerçeği







Sayın Arkadaşlarım

Bazı gençlerimizin Kıbrıs gerçeğinden bi haber,

Rum tohumları gibi düşünmekte ve bizleri orada işgalci gibi görmektedir.
Gerçekleri bizzat takip etmiş, yaşamış biri olarak aşağıdaki yazımı kendilerini bilgilendirmek amacıyla sunarım..
Yine halen londrada yaşayan, o gunlerin izlerini taşıyan birisi de eminim kendilerinin bilgilenmesi konusunda yardımcı olacaktır.


Ail sıtkı Akmen diyor ki:



Ben, ilkokul 5 ten sonra gocmen oldum ve yani 10, yasinda iken.
Londra'ya geldikten sonra, Ingilizce ogrenip egitimimi devam ettim.
Cok gucliklerle karsilastik, 1963 yilinda vurulan babam, olmedi fakat 1989 yilina kadar yasadi fakat hep tatalak olarak kalmisti.1965'ten beri Londra'da yasarim.
Burada 25 sene once kurulan Turk Dernekleri Konseyi Baskaniyim.
Dr.Fazil Kucuk Turk Okulu Kurucusuyum.
Ataturk Hayraniyim.
KKTC de ilelebet yasatilacaktir.
okulumuzun sitesi. [Sadece Kayıtlı Kullanıcılar Linkleri Görebilir.Kayıt Olmak İçin Tıklayınız...].

Hurmetlerimle
Akmen Ali Sitki
Konsey Baskani

Diyorum ki:

AB Çözüm mü üretiyor, sorun mu.!!


Yıllardır her fırsatta temcit pilavı gibi önümüze getirilen Kıbrıs'la ilgili hukuki ve insanı bir sorun var mıdır. Yoksa çıkar elde edilmek adına bazı devletlerce sorun mu yaratılmaya çalışılmaktadır.!!

Bu sorunun cevabını bulabilmek için, dünden bu güne Kıbrıs dosyasına bir göz atmak yararlı olacaktır sanırım.

1571 yılına kadar Venedik işgalinde olan Kıbrıs yapılan savaş sonucunda Osmanlı egemenliğine geçmiş ve 307 yıl boyunca Osmanlı egemenliğinde kalmıştır..
Osmanlı devletince Rusya'ya karşı girişilen ve 93 Harbi diye bilinen felaketten kurtulmanın bedeli de Kıbrıs'ı, hükümranlık hakkı Osmanlı'ya ait olmak üzere muvakkaten İngiltere'ye bırakmak oldu. Yani İngiltere, Kıbrıs'tan belli bir vakit bir nevi üs olarak faydalanacaktı.
Fakat I. Dünya Harbi başlayınca İngiltere tek taraflı olarak Kıbrıs'ı ilhak ettiğini açıkladı.
Ne enteresandır ki İngiltere ye bu hareketinden dolayı ne ambargo uygulandı, nede herhangi bir protesto girişiminde bulunuldu dünya devletlerince.
Bu ilhakı Osmanlı Devleti tanımadı. Lozan'a kadar Kıbrıs'ta belirsizlik sürdü.
Lozan'da İngiltere'nin baskısı karşısında Türk heyeti Kıbrıs'ı İngilizlere bıraktı. Bununla da kalınmayıp Kıbrıs'ta Türk nüfusunu azaltmaya yönelik maddeleri de kabul etti.
İsmet Paşa'ya daha bu da kâfi gelmeyip II. Dünya savaşında Türklere sığınan Rumları en iyi şekilde ağırlamaktan başka, onları Türk gemileri ile Kıbrıs'a taşıdı. Böylece Kıbrıs'ta Rumlar nüfus bakımından Türklere üstün geldiler ve diplomatik sahada önemli bir avantaj elde ettiler.
Daha sonra; koruduğumuz ve adaya gönderdiğimiz Rumların çocukları ve palikaryalar gördükleri iyilikleri unutarak,Kıbrıs'ta pek çok Türk kanı dökeceklerdir.

Kıbrıs konusunda ilk anlaşmazlık Ortodoks Kilisesi'nin Kıbrıs'ın Yunanistan'a ilhakı, yani ENOSİS' ortaya atmasıyla başladı. Yunanistan da ENOSİS' destek vererek adada fiili durum yaratmak amacıyla Albay Georgius Grivas'ı Kıbrıs'a yolladı,

Grivas'ın kurduğu Kıbrıs Mücadele Örgütü (EOKA) 1 Nisan 1955'ten itibaren önce İngilizlere sonra da Türklere karşı saldırıya geçti .

Yunanistan'ın Kıbrıs'ın kendilerine ilhak etmesi talebinin BM'ce reddedilmesi üzerine,İngiltere, Yunanistan ve Türkiye'nin katılımıyla 1.Londra Konferansı toplandı. Böylece Türkiye, Kıbrıs konusunda ilk kez resmi taraf oldu.

Londra anlaşmasının üç ana maddesi şöyleydi;

1-Kıbrıs Cumhuriyeti herhangi bir devletle tamamen veya kısmen herhangi bir siyasi veya iktisadi birliğe katılmamayı taahhüt eder. Bu itibarla herhangi bir diğer devletle birleşmeyi veya adanın taksimini doğrudan doğruya veya dolayısı ile teşvik edecek her nevi hareketi yasak ve ilan eder".


2-Yunanlıların 950 kişilik bir alayına mukabil 650 kişilik bir Türk alayı Kıbrıs'a gönderilecekti.

3--Eğer bu anlaşmalarla Kıbrıs'ta kurulacak düzen eğer bozulacak olursa Türkiye, Yunanistan ve İngiltere'den oluşan üç garantör ülke Kıbrıs'a müdahale edebileceği gibi, diğer ülkelerin katılmadığı bir durumda tek bir ülkede bu askeri müdahaleyi tek başına gerçekleştirebilecekti.


Zürich Konferansı'nın ardından bağımsız Kıbrıs'ın oluşturulması kararı alındı ve
Londra Anlaşması'yla belirlenen 1960 Kıbrıs Anayasa'sı Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bir başkanlık rejimi olduğu esasına dayandırıldı.İki toplumun siyasi, kültürel ve dini açıdan eşitlik getiriyordu. 16 Ağustos 1960'da Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu. Rumların lideri Makarios Cumhurbaşkanı, Türklerin lideri Dr. Fazıl Küçük de Cumhurbaşkanı Yardımcısı oldu.


Ancak Makarios'un, Anayasa'da değişiklik yapıp, ordudaki Türk askerinin sayısının düşürülmesini sağlamaya çalışması Türk tarafınca büyük tepki ile karşılandı.

Türkiye'nin de Ada'daki Türk toplumunun haklarını kısıtlayan Anayasa değişikliklerini kabul etmemesiyle Rumlar, Kıbrıslı Türklere karşı kanlı saldırılarını artırdılar. 21 Aralık 1963'te EOKA'cıların gerçekleştirdiği "Noel Katliamı"nda 434 Türk öldürüldü. Bu saldırıların en elimi Türk alayı doktorlarından Nihat İlhan'ın eşi ve çocuklarıyla evlerinin banyosunda EOKA çeteleri tarafından katledilmesiydi.

Saldırıların artması üzerine toplanan 3. Londra Konferansı'nda da bir sonuç alınmaması, tedhiş olaylarının sürmesi ve Rumların ağır silah satın almaya başlaması üzerine Türkiye önce bir nota yayımlayarak Yunanistan ve İngiltere'yi uyardı.

İngiltere ve Yunanistan'ın konuya kayıtsız kalması üzerine

7 Haziran'da da Ankara hükümeti Ada'ya asker yollama kararı aldı.Türklerin azınlık değil,eşit şartlara haiz ayrı birer topluluk oldukları vurgulandı.

1966 yılında Kıbrıs Rum Toplumu ile Yunanistan arasında sorunlar başladı.

21 Nisan 1967' de Papadopulos liderliğindeki Albaylar Cuntası yönetime el koydu, , Kıbrıs'ın derhal Yunanistan'a bağlanması fikrini savunuyorlardı.

Bu arada Kıbrıs'ta da Rum tedhişçiler, Boğaziçi ve Geçit kale köylerinde 28 Türk'ü katletti. 100'ün üzerinde Türk kayboldu.


ABD Başkanı Jonhson'ın özel temsilcisi Vance ve BM'nin arabuluculuk girişimleri ile ortak bir uzlaşma planı hazırlandı.

Müdahale bir kez daha durduruldu. Türkiye ve Yunanistan 2 Aralık 1967'de planı onayladı .

Ancak Kıbrıs Rum lideri Makarios'un, "ENOSIS' TEN vazgeçersem Allah canımı alsın" diyerek saldırgan tutumundan vazgeçmemesinden sonra, Kıbrıs Türkleri "Kıbrıs Geçici Türk Hükümeti"ni kurdu. Başkanlığa Dr. Fazıl Küçük seçildi.

15 Temmuz 1974'te EOKA-B tedhişçilerinden Nikos Sampson, Makarios'u devirdi ve Kıbrıs Elen Cumhuriyeti'ni kurdu. Kıbrıs Türk halkına yönelik, Rum-Yunan ikilisinin etnik temizlik girişimi hız kazanmıştır.
1960 Anayasası'nın ihlali manasına gelen bu gelişme Kıbrıs Cumhuriyeti için sonunun başlangıcı oldu.

Rum-Yunan ikilisinin adayı Yunanistan'a bağlama hedefine ulaşmak yani ENOSIS'i gerçekleştirmek üzere yürüttükleri saldırılar ve ambargolar, 1963-1974 yılları arasında artarak devam etmiş, Kıbrıs Türk halkı adanın %3'lük bir bölümüne sıkıştırılmıştır.

Bu olaylar üzerine: BM Genel Sekreteri Kurt Waldheim diplomatik girişimlere başladı. Türkiye Garanti Anlaşması'nın 4'üncü maddesine dayanarak İngiltere ile birlikte Kıbrıs'a müdahale kararı aldı.


İngiltere Başbakanı Wilson ve Dışişleri Bakanı Callaghan ile görüşen Başbakan Bülent Ecevit, İngiltere'nin sorunu BM ve NATO bünyesinde ele alınması fikrini belirtmesiyle Londra anlaşmasının verdiği yetkiye dayanarak,adaya tek başına müdahale edebileceğini bildirdi.Zira acilen müdahale gerekiyordu,son Türk'te öldürüldükten sonra yapılacak müdahalenin bir anlamı olmayacaktı(Bosna'da yapılmak istenen gibi)


Adadaki soydaşlarına karşı sorumlulukları sonucunda Garantör Türkiye, 20 Temmuz 1974 günü, adaya müdahale ederek, on bir yıl boyunca süregelen çatışmalara, kan dökülmesine ve çekilen acılara son vermiştir.


Görüldüğü üzere; Türkiye'nin Londra anlaşmasının kendisine tanıdığı,tamamen yasal garantörlük haklarını kullanarak, soykırım uygulanan Türkleri korumak ve barışı sağlamak üzere yaptığı barış harekatı nedeniyle. ABD ve Avrupa ülkelerince (namı diğer AB)ambargo uygulanacaktı.


Türkiye'nin adaya müdahalesinin yasal olduğu, uluslararası camia tarafından da defalarca teyit edilmiştir. Müdahaleden 9 gün sonra toplanan Avrupa Konseyi'nin 29 Temmuz 1974 tarih ve 573 Sayılı Kararın 3. Maddesi şöyledir:

"... Adada diplomatik yollardan bir anlaşmaya varılamamasından dolayı, Türk Hükümeti 1960 Garanti Antlaşması'nın 4. maddesine göre müdahale hakkını kullandı".

Öte yandan, Atina Temyiz Mahkemesi'nin 21 Mart 1979 tarihinde aldığı 2658/79 sayılı kararında şöyle denmektedir:

"Türkiye'nin Zürich ve ve Londra anlaşması çerçevesinde garantör devlet olarak Kıbrıs'a müdahalesi yasaldır. Asıl sorumlu, haklarında dava açılan Yunanlı subaylardır."


Uluslar arası mahkemelerde yasallığı teyit edilen karlara rağmen, hala
Türkiye'ye AB sürecinde Kıbrıs konusunda yapılan dayatmalar akla ;

''Muhtemelen adada yaşananlar; kurtuluş savaşı öncesi Türkiye'yi işgal etme hedefinde birleşen Avrupa'nın, Kıbrıs'tan Türkleri adadan atmak ve yok etmek adına, adadaki Rumları kışkırtmalarının ve arka vermelerinin bir sonucumuydu'' sorusunu getirmektedir.

Tıpkı günümüzde PKK ye verdikleri destek gibi..

Zira; Yasal haklarını kullanarak yapılan Barış hareketi karşısında Türkiyeye uygulanan ambargonun başka bir açıklaması olamazdi.

Krizin ardından Kıbrıs'a dönen Makarios ve Denktaş 12 Şubat 1977'de bir araya gelerek Kıbrıs'ta federal bir cumhuriyet kurulmasını öngören Doruk Anlaşması'nı imzaladılar.

Bu anlaşma 1979'da bu defa Denktaş ile Spiros Kipriyanu arasında imzalanan bir diğer Doruk Anlaşması'yla teyit edildi .

BM Güvenlik Konseyi 18 Kasım 1983'te KKTC'nin bağımsızlık ilanını geri almasını öngören bir tasarıyı oyladı. Tasarı Pakistan'ın ret, Ürdün'ün çekimser oyuna karşı 13 oyla kabul etti. Türkiye oylamadan hemen sonra kararı tanımayacağını açıkladı.

İki devlet arasında mutabakata varılmış ve anlaşma imzalanmışken, BM anlaşılmaz bir tavırla(Aslında çok bellide , öyle diyelim.!!) Yıllar sürecek bir anlaşmazlığın temelini atarak KKTC yi iptal etmeye yönelik Türkiye'nin asla onaylamayacağı bir karar alabilecektir.

Bugün ise, Avrupa Birliği'nin bazı yetkilileri, adanın tümünü birliğe alarak tüm Kıbrıs üzerinde söz sahibi olmak emeliyle gerçekleştirdikleri girişimlerden sonuç almamalarından duydukları hınçla, Türkiye'nin haklı ve yasal müdahalesine ilişkin gerçekleri göz ardı etmeye çalışmakta, AB'nin hukuka bağlılığını daha da tartışılır hale getirmektedir.


Esasen, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Avrupa Birliği'ne üyelik için yaptığı başvurusunu kabul etmekle uluslararası hukuku ihlal etmiş bulunmaktadır.Zira garanti anlaşmasının 1. maddesi Garanti Anlaşması'nın 1. Maddesi şöyledir:

"
Kıbrıs Cumhuriyeti herhangi bir devletle tamamen veya kısmen herhangi bir siyasi veya iktisadi birliğe katılmamayı taahhüt eder. Bu itibarla herhangi bir diğer devletle birleşmeyi veya adanın taksimini doğrudan doğruya veya dolayısı ile teşvik edecek her nevi hareketi yasak ve ilan eder".


Pek çok hukukçu, anayasa uzmanı ve bilim adamının verdiği mütalaalarında bu gerçeğin altını çizmişlerdir.
Uluslararası Hukukçu, Londra Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Maurice H. Mendelson Q.C., 12 Eylül 2001 tarihinde "Güney Kıbrıs'ın AB'ne girişinin neden hukuka aykırı olacağıyla " ilgili verdiği hukuki mütalaasında, 1960 Anayasası ışığında söz konusu başvurunun yasal olmadığını vurgulamıştır.
Bu gerçekler ışığında Avrupa Birliği'nin, son zamanlarda Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne yönelik takındığı tutum, Kıbrıs'taki anayasal düzenleme geçerli ve mevcut uluslararası taahhütlerle desteklendiğinden yersiz ve temelsizdir.
AB Londra anlaşmasını hiçe sayarak yada görmezden gelerek Rum kesimini AB ye alarak uluslararası hukuku ihlal etmiş, bu yanlışını,Türkiye'yi zora koşarak dayatmalarla,bezdirme politikalarıyla yasal hale getirmeye çalışmaktadır.
Uluslararası arenada da çok iyi bilinmektedir ki iki toplumlu tek devlet modeli, Rum kesimimin asla vazgeçmeyeceği Helenizm rüyası nedeniyle asla yürümeyecektir.
Asla ve asla denenmiş ve iflas etmiş süreçleri yeniden yaşamaya tahammülümüz yoktur,
Eğer iyi niyetle ve hakkaniyetle çözüm isteniyorsa KKTC kesinlikle tanınmalı , Kıbrıs'ta iki devletin varlığı kabul edilmeli ve AB içinde bu şekilde yapılanmaya gidilmelidir.
Allah'ıma çok şükür ki; hala bir şeylerin değerini , önemini ölçebilecek boyutta insanlarımız var da ''AB bizim için Kıbrıs'ı feda edebileceğimiz kadar önemli değildir'' diyebilmektedir.
Bu arada Bir TV programına katılan Bahçe şehir üniversitesi öğretim görevlilerinden bir prof bu konudaki anti düşüncesinden dolayı kınadığımı da belirtmeliyim.
''konuşmasında şöyle demiştir.
AB bizim için vazgeçilmezdir, önem sıralamasını iyi belirlememiz gerekiyor, gerekirse Kıbrıs feda edilebilir.
Sayın Prof; Kıbrıs sizin şahsi malınız değildir. Vatan toprakları üzerinde tasarruf yetkiniz yoktur.Bizim AB uğruna verilecek bir karış bile toprağımız yoktur.Siz ille de, ne pahasına olursa olsun AB diyorsanız şahsi varlığınızla Avrupa ülkelerinden birine yerleşir AB üyesi olursunuz.
VE sormak isterim ver kurtul diyenlere, Kıbrıs o kadar önemsiz bir yerse, neden Yunanistan ve hatta AB buradan vazgeçmemektedir.
VE siz, Sayın Mehmet Ali Talat..
İnanmadığımız bir davanın savaşını nasıl vereceksiniz. İddia ediyor ve diyorsunuz ki;Denktaş'ı tarihten silinecek,adı bile hatırlanmayacak..Kıbrıs'ta yaşananlar tamamen unutulacak.Şehit isimleri silinecek.Hatta Kıbrıs'ın geçmiş tarihini sileceksiniz..
Sizde şunu unutmayın tarih tekerrürden ibarettir. Bir de bakarsınız ki silmeye çalıştıklarınız gündeme oturuvermiş.
Şunu da unutmayın ''Su uyur. düşman uyumaz.''
Eğer bu konuda taviz verilerek, Kıbrıs'ı geriye götürecek, inanılan dava uğruna dökülen şehit kanları hiçe sayılarak, Kıbrıs'taki haklarımızdan vaz geçilecek bir karar imza atılırsa, tarih önünde ve kamu vicdanında ağır faturalar ödemek zorunda kalınabileceği çok iyi bilinmelidir.


Kaynak: İnteraktif dosyalar
__________________
''Türkiye; Atatürk'ü Allah'a borçlusun, geriye kalan her şeyi de

Atatürk'e...''







Yok ne düşmanlık
Ne ırk ne cinsiyet
Ne mezhep ne din
El ele tutuşacağız bir gün...
Sevgisun isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık




Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 13:39.


Powered by vBulletin® Version 3.8.0
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
LinkBacks Enabled by vBSEO 3.1.0
ForumTayfa

Arşiv: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 16 22 23 24 25 26 27 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 95 96 97 98 99 100 102 103 104 105 106 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 167 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271


ForumTayfa - Link Değişimi
Sahil Oto | Online Film ve Diziler | Sevabina Paylaşım | Voip Çözümleri | Ucuz Tatil Yerleri | Link Değişimine Katılın |

Sitemiz bir forum sitesi olduğundan dolayı, kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. ForumTayfa Yöneticileri mesajları itina ile kontrol etse de, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız iletisim@forumtayfa.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.

Any member of our web site has the right of adding comments instantly without getting permisson due to the forum structure of our site basis. Althought, our site modarators check comments with care, all the responsibilities sourced from these comments directly belong to the members. If you still find any illegal content in our site ( A.buse, H.arassment, S.camming, H.acking, W.arez, C.rack, D.ivx, Mp.3 or any Illegal Activity ), please report us via iletisim@forumtayfa.com .Your reports will be evaluated as soon as the arrival of your e-mail.