|
|||||||
| Ünlü Şairlerden Şiirler Ünlü Şairlerimize Ait şiirlerin paylaşıldığı bölüm. |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Süper Tayfa
![]() Üyelik tarihi: Dec 2006
Nerden: Kemalizm Yaşam Biçimimdir
Mesaj Sayısı: 9.489
Konu Sayısı: 1344
Takım: Beşiktaş
Rep Gücü: 3447
Rep Puanı: 343512
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
Ruh Hali:
|
1918 yılında Manisa'da doğdu. Balıkesir Necatibey İlköğretmen Okulu'nu ve Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Fransızca Bölümü'nü bitirdi. Bir süre öğretmenlik yaptı (1945-55). Ankara'da Ziraat Bankası Yayın Bürosu'nda çevirmenlik yaptı (1956-1969) ve emekli oldu. Şiiri değişik evrelerden geçti. Başlangıçta toplumcu anlayışla büyük kentin devingen yaşamını, işçileri, kırsal kesimdeki tarım emekçilerini anlatan; yaşama, dünyaya beslediği sevgi, umut ve coşkuyu, özgürlüğü ve eşitliği içeren şiirler yazdı. İkinci Yeni anlayışının belirmesiyle şiirin işlevi, şiirde anlamı daha farklı algılamaya başladığını gösteren örnekler sundu. Dünya şiirinin olanaklarını Türkçe şiirde değerlendirdi. Geleneksel ve batılı şiir biçimleri üzerinde denemelere girişti. İnsanı, tarihi, doğayı, kutsal kitapları, mitolojiyi, kentleri, dirimbilimi şiirine ayrıntı ve çağrışım zenginliği ile bir olanak olarak sunan, çarpıcılığı ve şaşırtıcılığı saklı bir ilke gibi benimseyen İlhan Berk sürekli kendini yenileyen bir şiir ustası. Kısaca, "dokunduğu her şey şiir". ![]()
__________________
''Türkiye; Atatürk'ü Allah'a borçlusun, geriye kalan her şeyi de Atatürk'e...'' Yok ne düşmanlık Ne ırk ne cinsiyet Ne mezhep ne din El ele tutuşacağız bir gün...
|
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Süper Tayfa
![]() Üyelik tarihi: Dec 2006
Nerden: Kemalizm Yaşam Biçimimdir
Mesaj Sayısı: 9.489
Konu Sayısı: 1344
Takım: Beşiktaş
Rep Gücü: 3447
Rep Puanı: 343512
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
Ruh Hali:
|
1919 Ben dünyaya bir idare lambası altında geldim Yeryüzü Birinci Dünya Harbi'ni yaşıyordu Başımın üstünde mendil boyunda bulutlar vardı Yunan Harbi'nde yanan şehirlerimizi bir dağdan seyrettim O çadır çadır insanları askerleri esirleri Arkalarında bir gömlekle kaçan halkımızı İlk topu ilk tayyareyi gördüm Anam kardeşim ve ben ayaktaydık Kapanık dükkânlarıyla çarşılarımıza yağmur yağıyordu Her sınıf insanıyla şehrim dağlara taşınmıştı O yangından nehirlerimiz dağlarımız ve çeşmelerimiz kurtuldular Yanmış ve yakılmış şehrimize bir akşamüzeri askerlerimiz girdi Kursaklarında bir parça ekmekle insanlar ayaktaydı O gün dünyayı ve insanları tanıdım O gün ayağımın dibindeki şehirden ağlamayı öğrendim ANLATILIR GİBİ DEĞİL YASI ÇİÇEKLERİN Karanfil Adın her sabah uyandığımız gökyüzünün yerini aldı. Hangi su olursa olsun Yeşil sen bakınca. Her gün sen baktıktan sonra Bu kadar güzel Bu gökyüzü. Fesleğen Sen varken karanlık bilmez Hiçbir su. Hiçbir su Kaybolmaz. Sarı Çiğdem İlk biz geldik dünyaya Gelir gelmez Sevmeyi çalışmayı öğrendik Bir gün yası öğreneceğimizi Hiç bilmiyorduk. Defne Kimse ölümü övemez Seni gördükten sonra Kulluğu Savaşı Güzel gösteremez. Lale Yalan Ayvaz'ın laleyi sevmediği Doğru değil sonra İlk defa çiğdemin gördüğü dünyayı İlk Ayvaz geldi Bu manzara Ona bakarak geldi Hep ona bakarak geldik. ÂŞIKANE Geceye hey dedim Bir bulut beyaz aydınlık geçiyor ve ben görüyorum Belki yalnızlık Kâğıt gibi bir kadın sana bakıp gülüyor Demek sen daha güzelsin gökyüzünden artık Sokakları bembeyaz evleri geçiyorum Bir koşu bir rüzgârı alıyorum Karanlık Bir kenttesin ve var ta ne zamanlardan beri O zamandan trenler evler geçiyor Kapanık Aşkın ki hiç durup dinlenmek nedir bilmiyor Aşkın ki anlatılamaz ihtiyar ve yıkık Nice nice yaşamalara açılmışsındır Nice yaşamalar ki kalmıştır yarım buruk İşte Adakale Sokağındayım ve birden Benim işte dünya kadar güzel ağzın artık Durup bir yıkık aşk dedim İlhan Berk bir yıkık aşk Şimdi o şiirlerde senden kalan ancak AŞK Sen varken kötü diye bir şey bilmiyorduk Mutsuzluklar, bu karalar yaşamada yoktu Sensiz karanlığın çizgisine koymuşlar umudu Sensiz esenliğimizin üstünü çizmişler Nicedir bir pencereden deniz güzel değil Nicedir ışımayan insanlığımız sensizliğimizden. Sen gel bizi yeni vakitlere çıkar. AY Bir yalnız Gökyüzünün sözlüğünde. Taşbaskısı âşıkane Köroğlu İstanbul Kitabı
__________________
''Türkiye; Atatürk'ü Allah'a borçlusun, geriye kalan her şeyi de Atatürk'e...'' Yok ne düşmanlık Ne ırk ne cinsiyet Ne mezhep ne din El ele tutuşacağız bir gün...
|
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Süper Tayfa
![]() Üyelik tarihi: Dec 2006
Nerden: Kemalizm Yaşam Biçimimdir
Mesaj Sayısı: 9.489
Konu Sayısı: 1344
Takım: Beşiktaş
Rep Gücü: 3447
Rep Puanı: 343512
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
Ruh Hali:
|
AYRIĞIN YÜREĞİ Sessiz sedasız yaşayan bir ayrık otuydu Orta Anadolu'da Kıtlıktan önce. En küçük bir şeyden coşardı Mesela bir kuş uçmasın Kızılırmak'a doğru Köklerine su yürürmüş gibi sevinirdi. Bir bulut geçsin üstünden Ayrıklıktan çıkardı. Dünyayı, derdi, dünyayı Hiçbir şeylere değişmem. Şimdi yaşamak istemiyor. BEN SENİN KRALLIĞIN ÜLKENE YETİŞTİM Ben senin krallığın ülkene yetiştim Kaldım gölge tanımayan güzelliğinle. Her sabah büyüten denizimizi böyle Gülüşlerindi o ülkede bilmez miyim. Sen o çıktığım sularsın, zencim benim Denize bakan evler gibiyim seninle. Dur, geliyorum ellerin ne güzel öyle Beni şey et gülüşlerini bekleyeyim. Sen gittiğin o ülkesin varılmıyorsun Vurmuş sonrasız nasıl en güzel sulara Güzelliğin balıkları gibi İstanbul'un. Şimdi her yerde ne güzeldiniz o kalmış Yankımış denizlere öbür kadınlara Dünyada sizinle İstanbul olmak varmış. BEN UYANDIM BİR AŞK DEMEKTİ BU DÜNYADA (Rondo) Ben uyandım bir aşk demekti bu dünyada -Sesin, bir gülü bırakmak gibi bir şeydi. Karaydım, kâğıt gibiydim yaşamalarda Adım görseniz her gün o denizlerdeydi Bin yıl bir M sesiydim aşağı Mısır'da. Ben vurdum sevilere belli değil miydi Bin yıl seni açtım işte yalnızlığımda. Ne zaman aydınlığında adım geçti miydi Bir aşk demekti bu dünyada. Bir zamanlar yalnızlık güzeldi Mısır'da Seninle yepyeni bir göktü gidilirdi Baktım mı, büyürdü bir zambaktı anımda Şimdi bir gölgedir uzar ovalarımda Böyle uyanırdım ya uyanmak değildi BİR KIYI KAHVESİNDE Gün ağmıştı. Adaçaylarımızı söylemiş miydik? Üç kişi bir köşede oturmuş ağ yamıyordu. Kimimiz aznif oynuyor, cıgara üstüne cıgara yakıyordu kimimiz. Sanki dünya durmuştu öyle dalmış gitmiştik. Kendi kendimizdik. Bir sürü kırlangıç dışarda camlara vuruyordu. Birden bir ses, yüzüne karışmış bıyıkları, -Deniz çekildi, dedi. Hepimize tutup denizde gezdirdiği gözlerini. Büyük bir boşluk bırakıp sonra da arkasında Kalktı. Biz işte o zaman gördük onu ve çekilen denizi. O zaman çıktık kendimizden. BİR ORMAN Hanginiz aklınıza getirdiniz. Benim bir gün insanlığımı Bitkilere hayvanlara kadar Bir gün tutup genişleteceğimi Bütün bu dünyaya saracağımı sonra da Şu esen rüzgâra bıraktım işte Yaşayan duyan her şeyimi Onların hesabına yaşayacaklar bundan sonra Ellerime saçlarıma kadar Her şeyim dünyada İlk defa bu kadar iyi farkediyorum Bu yüreği param parça uçan kuş Bu çamur gibi gökyüzü Bu deniz, bu garip karınca Cihanda ümit ölmez deyip yaşamışlar Her şey bir başına yaşamış bundan önce Toprakta bir başına yürümüş kökler Gecenin içinde bir başına uzamış ovalar Yalnızlıklarını duyurmayacağım bundan böyle Bir daha hiçbirine Yeni yeni anlıyorum Her şey şu gecelerin içinde oluyor Aydınlığa her şey hazır çıkıyor Su geceleyin yürüyor dikkat ettim Geceleyin biz uyurken ağaçlara Hiç unutmam bir gün geç vakit Tam benim geçtiğim zamana rastlamıştı Büyüme saati bir ormanın Şöyle iyice dinlesem sanırım artık Bütün ormanları büyürken duyarım Beni beklemişler kardeşçiğim Beni bu ağaçlar, nehirler, gökyüzü Geleyim anlatayım diye bir gün kendilerini Bir kere girdikten sonra şiirlerime Bilmişler bir daha ölmeyeceklerini ÇOK YAŞASIN SAYILAR'DAN 3'dür sayıların en güzeli. Biçimler biçimi. Hiçbirine de benzemez. Bir daire çiziyor gibidir ama (alttan alta yatık iki açı da diyebiliriz) iki çengel de (gene alttan alta.) Asıl da iki yarım dairedir: Dikey. (Dikeyin güzelliğini düşünün!) 3'ün güzelliği salt biçimden de gelmez: esrik doğmuştur. Uzaktan da olsa etikçi (etik şeylerin sorunu değildir) olduğunu da söyleyebiliriz. Hazcı bir etikçi. Kaynağını aramaya çıkmış gibidir sevincin. Hiç mi hiç asmamıştır yüzünü. Hem sayılar içinde yalnız 3'ün canından söz edilebilir belki de. 'SAYILARIN CANI YOKTUR' sonra da, güzel huyludur 3. Bu da yetmelidir bize. Ama sayıların gizli tarihçisi sevgi Borges'e yetmez bu. 3'e 1'i de katarak 3 için özel bir varlık kütüğü de biçecektir. Varlık tutkunu Eskimolar da 3'ü belki de bu yüzden severler. Eskimo dilinde üçten çoğu yoktur, yalnızca koca bir ÇOK vardır. Her şey üç ile ve çok'la biter. Dünya da 3 ile anlatılır. 3 gelecektir hem. Büyük uzaklık! DELTA deltaya indiler o eskiden saçları uzayan kadınlar kelt uzun egemenlikleri kuzeyuç egemenlikleri / uygarlık tecim gerisinde ve kayser gerisinde o denizlere, lu devletinden bayan wen-ciang'ın güzel uzaklığının mercurus göğüne/o benim dediğim göğün sarayı çarşılara///en çok oralara, yahudiyeye xo kuşların çizili uçtuğu göğe, kuzeyuca/ çok geçmeden de bizim buralara döndüler bizim buralarda bir yağmur bırakırdım // o bir deniz gibi duran şimdi bizim kayserimiz minos'a, iyi dedim dışardaki gökyüzü/ ay arabası/ sonra büyük kargaşalıklar çıktı , durmuş denizi ölçmüştük ve hâlâ oralarda adım güzeldi / durmadan bir ilkçağ göğünü ararlardı / annemin resimleri yalnızlığına ve sessizliğine varırdı ve oradaydım ben bunluk günlerim sabahlara kadar beyaz sabahlara kadar ben kelt'in güneyinde büyük bir deniz vardır oturdum uzun uzun yukarı baktım DENİZ KİTABI VI Doğabilim Bitkileri öğreniyorum. Otları, çiçekleri Bir taflanı alıyorum. Taflan bu diyorum. Başlıyorum incelemeye tutup iki ucundan. Bir pelin yaprağını koparıyorum sonra Özsuyu çıkıyor elime. Bir dalı kanırtıyorum Yininden. Uzun, incecik bir söğüt dalını Damarlarını sayıyorum, bir suya bırakıyorum Dünyanın en güzel yeşili o zaman anlıyorum. Böyle bütün gün dolaşıp duruyorum Sonra birden kâğıda kaleme sarılıyorum. (Hem 3'le öğrenmedik mi biz uzaklığı?) Dışarda bir dilim ekmek gibiydi gök. Bir aşk demekti bu dünyada. Türkiye Şarkısı
__________________
''Türkiye; Atatürk'ü Allah'a borçlusun, geriye kalan her şeyi de Atatürk'e...'' Yok ne düşmanlık Ne ırk ne cinsiyet Ne mezhep ne din El ele tutuşacağız bir gün...
|
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Süper Tayfa
![]() Üyelik tarihi: Dec 2006
Nerden: Kemalizm Yaşam Biçimimdir
Mesaj Sayısı: 9.489
Konu Sayısı: 1344
Takım: Beşiktaş
Rep Gücü: 3447
Rep Puanı: 343512
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
Ruh Hali:
|
DÜN DAĞLARDA DOLAŞTIM EVDE YOKTUM Güneş cebimde bir bulut peydahladı. Taş, kördür diye yazdım. Ölüm, geleceksiz. Şeylerin yalnız adı var. Ve: 'Ad evdir.' (Kim söyledi bunu?) Dün dağlarda dolaştım, evde yoktum. Bir uçurum bize bakmıştı, uçurumun konuştuğu usumda. Buydu bizim kendine sonsuz olanı duyduğumuz. Nesneler ki zamanda vardır. Terziler çıracısı Hermüsül Heramise'nin pöstekisi her bahar ayaklanırdı. Yağmur yağmamazlık edemez. Taş, düşmemezlik. Ne diyordum, dünyanın düşünceleri yoktur. Otların canı sıkılmaz. Kurşunkalem kendini ağaç sanır. Ufuk, hüthüt kuşu. Seni bilmem, bir söylene dönüşmek içindir dünya. Onun için başka bir son yok. Bir söylene dönüşmek, bir söylen olmak! Sonsuzluk dediğimiz budur. Nerden başlasam yine oraya geliyorum. Ben gidiyorum. Ölüme, o büyük tümceye, çalışacağım. GÜL I İzmir'e götürüyorum bir gülü Sarı bir gülü. GÜL II -Bu cadde nereye çıkıyor? Bir güle bakıp böyle diyorum. GÜNEŞİ YAKANLARIN SELÂMI Bir zevk duyulmaz oldu, buranın rüzgârlarından Hayat soldu bir günün enginlerinde yine. Selâm! Sonsuzların yorgun gönüllerine Selâm: Güneşi içeren çocukların diyarından!... Bir ateş yakalım ki geçmesin hatta bir an Ve sussun kurtlar, kuşlar bir gök gürültüsüyle; Bir ateş yakalım ki, tutuşsun gökler bile Ve Güneş içilsin o gün, kızıl çanaklardan!... Varsın eskisin sesim kaybetsin ahengini Geceler kıskanmasın aydınlığa süsünü. Donatsın sonsuzluklar gibi gurubun rengini Söylesin ve uzaklar baharın türküsünü... Neler, neler beklenmez nihayetsiz bir yerden Güneşi içelim mor şafaklar gecesinden. Selâm! Sonsuzluklara, hasretli gönüllerden, Selâm, güneşi, göğü yakanlar bahçesinde!... GÜZEL IRMAK Küçüğüm, bu senin sesin, güzel ırmak Önce rüzgârın öptüğü, sonra benim öptüğüm Bu bitmemiş şiirler senin ayakbileklerin Soluğun, kokun, karnın, gölgeli gözlerin Bu böyle çözülü göğsün, enine boyuna dudakların Sabahlara kadar ki büyük gözlerin böyle Bu dal gibiliğin, saçların, kırmızı ağzın Bu üstünde onca seviştiğimiz yatak sonra Sonra bu benim anı artığı eski yüzüm Tüylerin, tay boynun, küçücük çocuk ellerin Böyle yukarıdan aşağı gidiyorum seni HİKÂYE Her şey bir gece içinde oldu Sabahleyin her şey tamamdı. Bu gördüğünüz gökyüzü İlk defa gelip yerini aldı Gökyüzünün gelmesiyleydi Dünyada büyük bir değişiklik oldu Mesela, ovalar daha o gün Yalnızlıklarını unutuverdiler Bu şimdi elsiz ayaksız gibi duran gece O zaman ağaca yürüyen bir su gibi geliyordu Gökyüzünün hemen arkasındandı Denizleri gördük Baktım bir kuş ilk defa keyifli keyifli Baktım uçuyordu Akşama doğruydu Bitkilerle, hayvanlarla merhabalaştık Her şey yaşamaya hazırlanıyordu Her şey gelir gelmez hayatlarını Himalaya'lar, Ant'lar, Erciyeş'ler Bir daha kımıldamamak üzere yerleşiyorlardı Herkes aklından geçirdiği kadar bir yeri Dünyada kolayca bulmuştu Gökyüzünde, yerde Her ağacın, her taşın bir yeri vardı Hatırlarım küçük kirli bir bulut Durmuş olup bitenleri seyrediyordu Dünyaya niçin bu kadar geç geldiğini Elinde olsa tutup soracaktı Şimdi bu geceyi, bu yıldızları fevkalade buluyorsunuz ama Bu hiç de kolay olmadı En başta, başı boş atlar gibiydi nehirler Bu şiire girmeden önce Her şey yerini alıyordu sırası geldikçe İHTİYARİNTİHARIRMAK Kalıyordum artık ölümden konuşacaktık / Kalıyordu bir si- yah bir 3. Bir beyaza girdim. (İşittim bir vadiye rüzgâr iniyordu/ bir bedevi hisarlarını ateşe veriyordu/ sen gökleri sağ elin yapıyordun Ey Bayan F, - ve kasabalarda ses yoktu bir körfez ölümü büyütürdü). Sen geçiyordun, nalınlarında deniz suyu bir ormanın saçlarını Uzatıyordun/ Gökyüzüne indim. İlhan Berk bütün bunları görüyordu. Karışıyor, korkunç, ellerimiz ayaklarımız güneşi yakanların selamı dün dağlarda dolaştım evde yoktum
__________________
''Türkiye; Atatürk'ü Allah'a borçlusun, geriye kalan her şeyi de Atatürk'e...'' Yok ne düşmanlık Ne ırk ne cinsiyet Ne mezhep ne din El ele tutuşacağız bir gün...
|
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Süper Tayfa
![]() Üyelik tarihi: Dec 2006
Nerden: Kemalizm Yaşam Biçimimdir
Mesaj Sayısı: 9.489
Konu Sayısı: 1344
Takım: Beşiktaş
Rep Gücü: 3447
Rep Puanı: 343512
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
Ruh Hali:
|
İSTANBUL'DAN İşte kurşun kubbeler şehri İstanbul'dasın Havada kaçan bulutların hışırtısı Karaköy çarşısından geçen tramvayların camlarına yağmur yağıyor Yenicami Süleymaniye arkalarını kirli bir göğe vermişler Hiç kımıldamıyorlar Ayasofya elleriyle yüzünü kapamış bütün iştahıyla ağlıyor İnsanlar sokak sokak çarşı çarşı ev ev İnsanlar sırt sırta omuz omuza verip durmuşlar Boyunları bükük Yorgun asabi kederli kindar Yığın yığın olmuşlar hepsi köprünün açılmasını bekliyor Bir anda şehrin dört bucağına akacaklar Bir anda iki ayrı kıtadaki insanlar gibi Fatihliyle Beşiktaşlı sarmaş dolaş olacak Sarı uzun yüzlü cesur işçiler Dört köşe halinde veya dağınık bir şekilde durmuşlar Hiç konuşmuyorlar Benim onları birer birer çalıştıkları yerlere götürüp bıraktığım olmuştur Hepsi dar kapanık yerlerde, sıkıntılı işlerde çalışırlar Hepsi deli gibi severler yaşamayı Bu en önde giden grup Tophane'de Dikimevi'nde çalışır Sekiz kızdır ancak üçü evlenmiştir Bu saçları darmadağın asık suratlı delikanlılar Kömür işçisidir Bu üç kız, Beyoğlu'nda büyük bir mağazada tezgâhtar Bunlar yol amelesidir Bunlar vapur işçisi Öbürleri duvarcı hamal ırgat kayıkçı Hepsi bu gök altında sarmaş dolaş olmuş yürüyorlar Dünyada işlerine giden insanları görmek kadar güzel bir şey yoktur (Biliyorum artık akşama kadar onları hiç görmeyeceğim) Durduğun yerden İstanbul köprüsü tramvayları mavnalarıyla sanki yürüyor Bu sislerin ve bulutların arasından en sonra harekete geçen Kız Kulesi'dir Kayıkların direkleri insanların üzerinde Büyük bir bulut gelip durmuştur İşte karın karına vermiş motorlardaki balıkların üstlerine yağmur yağıyor Bir defa olsun akıllarına gelmemiştir Gözleri pırıl pırıl balıkların Bir İstanbul göğü altında ağlamak Hepsi denizde geçen hayatlarını düşünüyorlar Dokunsanız ağlayacaklardır KAYIP OĞLUNU ARAYAN BİR BABA İÇİN ŞİİR 'Bu oğlan, dedi, daha ne kadar kaçacak? On ikisinde kaçtı, on altısında kaçıyor.' Böyle deyip sustu. Ağzının sol yakasında Toplayıp uzun mu uzun bıyıklarını. Erzurum'dan mı Tunceli'den mi geliyordu? Ve dünya şimdi ne kadar büyüktü, ilk anlıyordu Havada dönüp duran bir kuşa çevirdi, sonra gözlerini Çekilip içine. Sustuk biz de, KORO İşte açık, korkunç uzun beyazlığım, Deli öpüşüne, ey benim göklerim! Kapanık onulmaz isli karanlığım Eskidi ellerim uzun çiçeklerim. Aşktı ellerimde bir uzak beyazlık Çocukları gibi eski zamanların. Her zaman gidilen bir yer mi yalnızlık Bir nehir ağar hep yaşamaya yakın. Sen ey dar yalnızlık, ezik eskil ayna! Soyunuyorum pis, duyuyor musunuz? Kapanık kapanık beyazlığım bana, NE BÖYLE SEVDALAR GÖRDÜM "NE BÖYLE SEVDALAR GÖRDÜM NE BÖYLE AYRILIKLAR" Ne zaman seni düşünsem Bir ceylan su içmeye iner Çayırları büyürken görürüm. Her akşam seninle Yeşil bir zeytin tanesi Bir parça mavi deniz Alır beni. Seni düşündükçe Gül dikiyorum elimin değdiği yere Atlara su veriyorum OZAN VE SESLER Her gün böyle gelip dünyadaki yerini alıyor. 'Zor olan, diyor, şiirin hayatını yaşamaktır. Yazmak sonra gelir hep.' Bir bardak su ister Gibi kolay çıkıyor bu sözler ağzından. Kendiyle daha bir içli olmak için sonra Her zamanki eski koltuğuna gidip oturuyor. Göz göze geliyor ağaçlarla denizle gökle. Bir top Karanfilde gezdiriyor ellerini. Burnuna götürüyor. Sesleri dinliyor sonra. İyi akşamlar diyen Yoldan geçen bir sesi. Gürültülerle inen sabahı. Sessiz otları. Düşen günü. Sesleri.Sesleri.Sesleri. Böyle bütün gün sesleri dinleyip Çekiliyor sonra, SİZ NE GÜZELDİNİZ BENİMLE BİLEMEZSİNİZ Siz ne güzeldiniz benimle bilemezsiniz A harfinden bir çarşı güneşi yüzünüzde Hèlene uyruklu bir rüzgârdınız her şiirde Benimdi, Ronsard'ın bir ülkesiydi yeriniz. Şimdi kim bilir İstanbul'sunuz değilsiniz Bir f'diniz Önasya'larda o şey evlerde Şimdi nasıl bir yalnızlık eser yüzünüzde Uzun sular olur duymak gibi bir şeydiniz. Şimdi h, şimdi M sesi ilk nasıl karanlık İpek gibiydiniz iyisi mi anlatmamalı Ben yokum ya yoksunuz bakın nasıl artık. Şimdi bakın nasıl bir yalnızlık vuran benden Şimdi şiirlerde benim yazdığım sıkıntı SON YERİNE Zulmün her türlüsü Kötü kardeşler Hiçbiri İnsana göre değil Ağaç dikmek sabahları uyanmak iyi İyi hayvanlara bakmak çiçekleri sulamak Rahatsalar uyuyan insanların soluğunu dinlemek iyi İyi hürlüğü düşünmek Yaşamak onun için Bütün gün çalışmak onun için iyi Bütün çocukların uyuyuşu uyanışı iyi TEŞEKKÜR Evet hep açık gidip gelen ağzın içindi; Gökyüzünün o huysuz maviliği içindi; Elma kokan bir Türkçeyle konuştuğun içindi; Ölümün sefil, kötü belleği içindi; Her gün Pazar kurulan o sokaklar içindi; Saçında uykusu kaçmış çiçekler ıslattığın içindi; Çocuklar okuldan dönüyormuş gibi sesin içindi; TÜRKİYE ŞARKISI Senin üstündedir Ne varsa yalnızlık, fakirlik namına Sevmek, yaşamak aşkına Devam eden ve edecek olan adına Nasırlı elden sarı yüzden yana Yani ne varsa yorgun, fakir halkım adına Senin üstünedir. Sen âhı ekenin biçenin Sen âhı taş kıranın, şarkı söyleyenin Trenler ki senden geçer Başı açık yalnayak halkım senden geçer Türkülerin en hazinleri senin üzerinedir Anamın, kardeşimin, kavmimin göz yaşı senin üzerinedir Halkım arabacısı, köylüsü, ırgatıyla senindir Ben bütün şiirlerimle halkımın. O ovalar ne öyle, birbiri arkasına akıp durur? O yorgun o soluk o namuslu yüzler o erkek bakışlar O gökyüzü, sarı, kırmızı, mavi say sayabildiğin kadar Ya o şehirler, vefakâr Antep, zalim İstanbul, kanlı Zonguldak? Köyler, bozkırlar, kasabalar? İnsanlar ki çıkık elmacık kemikleri acayip elleri, ayaklarıyla durmuşlar veya yürüyorlar Zile'de kör bir adam gelip geçen trenlere türkü söylüyor Sıvas'dan bıçak satıcılarının sesleri geliyor Pis, fakir o canım Kürt köyleri arkalarını dağlara dayayıp görünmez olmuşlar Peşleri sıra tuz gölleri, nehirler gökyüzü kayıyor. Sen bir kenara durmuş bakıyorsun Dağlar senin önünde gelip durur Yol senin serine görünür Kötüsü sana vurur rüzgârın Eğrisi sana yağar yağmurun Ekmeğin karası sana düşer. Sen şu koca Türkiye toprağı Sen Yunus'un, Karacaoğlan'ın, Pir Sultan Abdal'ın vatanı Sen kimsesizliğimizin, büyük yalnızlığımızın, alın terinin memleketi Gözümüzün içindeki sarılık Avucumuzun içindeki yara Sen her gün biraz daha bağlandığımız Her gün bizi bağlayan hayata Tuzu ekmeği şiirimizin Sen çarık, potur, kuşak Sen çavdar ekmeği, mısır ekmeği, buğday ekmeği Dinlenmekten yorulmuş toprak, durgun sular, ihtiyar dağlar Karakollar, hapishaneler, okullar Yani yirmi milyonun kederi Yani yirmi milyonun ümidi Sen büyük kederimiz Sen büyük ümidimiz Düzülse sana düzülür destan Yakılsa sana yakılır türkü Ama şüphesiz en insancası işin ÜÇ KEZ SENİ SEVİYORUM DİYE UYANDIM Üç kez seni seviyorum diye uyandım Tuttum sonra çiçeklerin suyunu değiştirdim Bir bulut başını almış gidiyordu görüyordum. Sabahın bir yerinden düşmüş gibiydi yüzün. Sokağı balkonları yarım kalmış bir şiiri teptim Sıkıldım yemekler yaptım kendime otlar kuruttum -Taflanım! diyordu bir ses duyuyordum. Cumhuriyetin ilk günleri gibiydi yüzün. Kalktım sonra bir aşağı bir yukarı dolaştım Şiirler okudum şiirlerdeki yaşa geldim Karanfil sakız kokan soluğunu üstümde duydum. YAVAŞ YAVAŞ GEÇTİM YAVAŞ YAVAŞ GEÇTİM KALABALIKLARIN ARASINDAN Yavaş yavaş geçtim kalabalıkların arasından bir deniz çarpması gibi çoğalta çoğalta geçen geçtiği yeri yavaş yavaş çıktım içimden. Dokundum yavaş yavaş acıya, kuvarsa, şiire yavaş yavaş tarttım suyu, anladım nedir ağırlık kokular coğrafya. Eğildim sonra gövdeyi tanıdım ve düzenini gördüm sessizliğin dümdüzlüğünü gördüm yinelemedi gördüğüm hiçbir şey böyle yavaş yavaş geçtim insandan insana insanlaştırdım yavaş yavaş dışımı böyle karıştım kalabalıklara YOLDAN GEÇEN BİRİ Bir kırlangıç bir su birikintisi bir parça gök. Bir şiirden düşmüş olmalı bunlar. Böyle diyordu yoldan geçen biri. kalabalıklaştım böylece. Eskitiyorum eskitiyorum kalıyor ne kadar güzel olduğun. Devam etmektir yaşamaya. İşte bütün ama bütün bunlar için sana teşekkür derim. Zulmün her türlüsü kötü. Bayılırsınız bir rüzgâr oynatsam ülkemden. dünyadaki yerine. Daha bir seviyorum dağları. Ölü su, ağ artık vücuduma sonsuz. kapanıp her birimiz içine. İstanbul açları tokları hastalarıyla aynı kıta üzerinde bulunuyor
__________________
''Türkiye; Atatürk'ü Allah'a borçlusun, geriye kalan her şeyi de Atatürk'e...'' Yok ne düşmanlık Ne ırk ne cinsiyet Ne mezhep ne din El ele tutuşacağız bir gün...
|
|
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|